Özdil’in Dili

Ülkenin en çok okunan yazarından değilse bile sol mahallenin en etkili, sayılara göre ‘en başarılı’ yazarından söz ediyorum. O mahalleye her zaman yakın olmama rağmen onun yazılarını uzun zamandan beri okumam, okuyamam. Önüme gelmese, hiç aramam. Nedenini merak eden aynı mahalleden dostlara anlatmakta hep zorlanmışımdır. Dünkü yazısı nedeniyle, bu yazıda bu tercihimin nedenini anlatmayı yeniden deneyeceğim.
Nedeni kısaca şudur:
Yazıları bir olayda veya olgudaki gerçeğin bir parçasına odaklanır, renkli anlatımı ve kıvrak dili ile yüzeysel bakınca geçerli görünen bir bakış açısı yaratır. Ne var ki, çoğunlukla hakikate ışık tutmaktan ziyade tribünlerdeki sıkı taraftarların nabzına şerbet verir. Esprileri hoştur, onları bir komedyen kadar etkili kullanır, diyenler de çoktur. Konuşmalarından birkaçını izlediğimde ben de çok güldüm ama komedyen demem. Çünkü ne haksızlık etmek isterim, ne aşağılamak. Aynı sebeple, burada açıklamaya çalıştığım önemli kusurun bütün yazılarında var olduğunu ima etmek gibi ayıplı bir genelleme hatasından uzak durmayı tercih ederim. O nedenle açıkça tekrarlamak uygun olur: Her yazısı böyledir, demem, diyemem. Ama yazılarının genelde bana verdiği izlenim budur. Gerçekten de onun dili türlü çeşitli safsata ile soslanmış yazılarda slogancı fikir dünyamızın yalınkat beyinlerine pek muhtaç oldukları düşünce kırıntılarını cömertçe sunmakla kalmaz; çoğu kere bir kırıntıyı meselenin özü ve tek gerçeği gibi gösterir. Şöhretini de, etkisini de, lezzetini de bence buna yani okuyucusunun kafa yapısı ile yazılarının uyuşmasına borçludur. Sonuç olarak, geniş bir okuyucu kitlesinin ilgisini çeken şöhretli bir köşe yazarıdır, ayrıca kimilerine göre muhalif kesimin kanaat önderlerinden de biridir. Şimdi bu gerekçeyi net olarak gördüğümüz örneğe, dünkü yazısına gelelim. Başlık: Ukrayna yazık etti Ukrayna’ya. Yazının odağında, bugünlerde ülkesinin direnişini yönetmeye çalışan Ukrayna Başkanı Zelenski var. Mesleğinin komedyenlik olduğunu, Halkın Hlzmetkarları adlı televizyon dizisinde Başkan adayını oynadığını, sonra da gerçekten Başkan seçildiğini anlatmış, başkanlık seçiminde onu destekleyen bir oligarkın kirli işlerine değinmiş ve Zelinski’nin sınırlı politik deneyimini Putin’in muhteşem kariyeri ile kıyaslamış ve onu yüzde 74 gibi ezici bir oranla Başkan seçen seçmeni kastederek Ukrayna Yazık Etti Ukrayna’ya, deyip başlığı bir kez daha tekrarlamış, bitirmiş yazısını.

Bol mantar katkılı hamburger lezzetinde bir yazı, desem ayıp olacak. Ama benzetme hatalı değil. Mantarı yağı bol, eti ise eser miktarda. Allah için, çok kolay okunuyor, gayet akıcı, rahat anlaşılıyor. Ayrıca çok kişinin bilmediği ilginç bilgiler sergiliyor: Bir politik güldürü olarak tasarlanmış ‘Halkın Hizmetkarları’ dizisinin baş oyuncusunun dizide yıllarca Başkan adayını oynamışken başkan seçilmesi emsalsiz bir olay. Elbette ilgi çeker. Yolsuzluklar, hızlı zenginleşmeler de okur için iştah açıcı malzemelerden. Kuşkusuz oligark pislikleri de öyledir. Yazıda yoğrulan aşırı yağlı, ama bence et yoksunu mantarlı hamburgerde bütün bunlar var, özenle seçilmiş tatlandırıcılar epeyce bol da yazının iddialı hüküm cümlesini besleyip destekleyecek bilgiler olgular pek yok. ‘Ukrayna yazık etti Ukrayna’ya’ ana fikri ile okurunu baş başa bırakan yazıda başka neler yok, biraz bakalım:

1. Başkan adayı olarak Zelinski’nin karşısında kim veya kimler vardı, söz etmiyor. Peki, onu kim destekledi? Söylemiyor. Ama halkın Rusya’dan yana bir adaya değil Batı yanlısı Zelinski’ye oy verdiğini herkes biliyor. Özdil bilmiyorsa, diyecek bir şey yok. Çünkü halkın eğiliminin batıdan yana olduğu son günlerde olanlardan açıkça görülüyor. Bilip de bilmezlikten geliyorsa, söylenecek çok şey var, demektir. Zelinski’nin komedyenliğine odaklanırken, onun nasıl bir platformu savunarak Başkan olduğunu anlatmak gibi bir zahmete de girmiyor yazı. Görece başladığı gün bunu karizmatik bir devlet adamı aşırılığı ile anlatıyor oysa. Meraklısı bakabilir: https://tr.sputniknews.com/20190520/zelenskiy-ukrayna-devlet-baskani-olarak-resmengoreve-basladi-1039099886.html

2. Başka biri başkan seçilmiş olsaydı, onun Rusya ile Amerika arasındaki küresel hakimiyet veya denge hesaplarını bozacak güçte veya yetenekte olacağını düşünen aklı başında biri var mıdır yeryüzünde, bilemem. Yazı bugünkü çatışmada esas meselenin bu iki süper gücün hakimiyet mücadelesi olduğunu ustaca es geçiyor.

Yazıdaki düşünce dizgesi, sebep sonuç ilişkisi rahatsız edici ölçüde basit: O sadece komedyen, öteki asker ve KGB ajanı yani istihbaratçı. Hayatı boyunca bütün işi gücü operasyon olmuş. Kim kimi yener, belli. Dizi oyuncusunu seçmekle yazık etti seçmen ülkesine. O kadar. Kahve sohbetlerinde çay yanına bisküvi gibi iyi gidecek kısa cümleler ve ardından kurulacak komplo teorilerinin malzemesi: Suç seçmende aslında. Filmin tek karesine odaklanıp filmi ve yönetmeni dilediğin gibi anlatma sanatı. Onlarca etkenden sadece birine odaklanarak sonuca ulaşma kolaycılığı.

3. Zelinski’nin seçildiğinden bu yana performansı konusunda tek bir satır yok yazıda. Onun senaryo yazarlığı ve yönetmenlik yaptığını da söylemiyor yazı. Mesela onun daha ilk günden kamu görevlilerine verdiği önemli bir talimat var: Odalarınıza benim resmimi asmayın, çocuklarınızın ailenizin resmini asın. Karar verirken o resme bakıp öyle karar verin, dediği şahane bir konuşma. Video internette sık sık dönüyor. Yazı bunu da itina ile es geçiyor, ya da her nasılsa haberi yok.

4. Dünyanın o yöresinde başkanlarca organize edilmesi olağanlaşmış yolsuzluklara Zelinski karıştı mı acaba? Karışmış olsa herhalde söz ederdi yazı. Ama ‘konu bu değil, konu savaş’ derseniz? Peki, onu desteklediği iddia edilen oligarkın kirli işlerinden, avukatını ona müşavir yapmasından neden söz edilir de adamın performansından, varsa yolsuzluktan, dürüst kalabildi ise bundan söz edilmez?

Bir soru daha: Bir güldürü programında onun ülkemizle ilgili şakasına ya da sataşmasına yer vermek, onu hokkabaz seviyesine düşürmeye çalışmak neden?
Hepsi tercih meselesidir, öyle mi?
Doğrudur. Bu satırların anlatmaya çalıştığı da tam olarak budur. Tercihleri, tribünler belirliyor. Popülizm berbat siyasetçilere vergi değil sadece. Kitlelere muhtaç olan herkes ödüyor bu bedeli. Uzun oldu. Yazıdaki safsata örneklerine de değinsem çok daha uzun olacak. Üç sene sene kadar önce Zelinski seçildiğinde yazdığım bir yazı var. Başkanımız Komedyen Olsa. Blogumda duruyor.

Oradan birkaç satırla sonuca geleyim:
Hileci ve samimiyetsiz politikacılar arasından çıkan, tutarsız ve çıkarcı başkanlardan insan soyu çok çekti, diye yazacak tarih bu günler için. Başkanım namuslu bir robot olsun benim.
Çok daha iyi olur.
Eh, son cümleye geldik. Bitirirken onu taklit edeyim.
Yazarım da namuslu olsun isterim ben. Robot zinhar olmasın.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir