Abuzittin Kardeşin 1:28 Derdi

Telefonun sesi şirin uykudan uyandırdı beni.
İyi geceler, dedi, ardından şen bir kahkaha attı.
Geç saatlerde çalan telefonlar hep gerer beni, rahmetli dayımın ölümü haberini on beş sene
kadar önce bir gece yarısı telefonu ile aldım. Ondan beri hep böyle. Dün geceki telefon da
resmen ürpertti. Açtığımda bizim densiz Abuzittin, neyin keyfindeyse artık, gülüyordu. İster
istemez kızdım.
Hayrola.. Derdin ne Abuzittİn, dedim, bu saatte ne var?
Tavuk gibi erkenden yatmışsın, telefonu sessize alaydın bari.
Neyin erkeni yahu bu?
Işığı açtım, bakındım.
Saat tam 1:28 kardeş, dedim. Noldu? İnsan bu saatte..
Dıngıldayıp durma, önemli bir diyeceğim var ki tam 1:28 de arıyorum.
Anladım da, kalbim küt küt atıyor, söyle noldu?
Haberi tam bu dakikada yani 1:28 de vermek istedim.
Ne alaka, ya… Haydi, söyle o zaman haberi. Sabah erken kalkacağım, görüşmem var.
Görüşmen can arkadaşından önemli mi yani?
Abuzittin, uzatıp da can arkadaşlığına dedirtme beni, başlarsam sabaha kadar boyarım seni..
Delirme yahu, bi dur.. Köpürme hemen… On yıldır hiç aradım mı gece yarısından sonra seni?
Ama bu gece tam 1:28 de aramak istedin, öyle mi kardeş?
Öyle, dedi. Çok sorma, anlarsın.
Her yılbaşı gecesi sabaha doğru horozlarin ötmesine denk getirip telefonla aradığını, Ulu
Caminin müezzininden sabah ezanı dinlettikten sonra ‘iyi yıllar’ dilediğini unutmuş gibiydi.
Olmaz olası ilk be tek düğünümden sonra evimizin önünde klarnet çaldırıp mahalle çocukları
ile birlikte sabaha kadar göbek atıp oynadığını da unutmuştu. Hafızası epey zayıftır, orta
okulda matematikten iki sene ikmale kaldığını bilirim. Ona bu saatte densizliklerini
hatırlatmak da densizlik olurdu. Üstelik uyumalıydım. Alttan aldım.
Yok canım, dedim, hep medeni saatlerde ararsın. Nedir haber? Söyle hadi.
Aya gitti, altın madeni buldu, koloni kurdu Türkiyemiz der gibi kibirle gururla havalandı.
Dernek kuruyoruz, dedi, seni başkan yapacağız.
Habere bak… İyiymiş walla. Ben dünyada başkan falan olmam bu memlekette, dedim.
Öyle kestirip atma, olacaksın kardeş, diye üsteledi. Başkan olacaksan dünyada olacaksın
tabi, ahrette başkana lüzum yokmuş, orada zebaniler başkanlık ediyormuş.

Dedi ve şakasını pek beğenmiş yine bastı kahkahayı.
Uykum vardı, lafı uzatıyordu. Tersledim.
Kes gülmeyi de dinle beni, Abuzittin. Sen illa bu gece mi kuracaksın bu derneği?
Yoo, dedi. Şimdi konuşalım, bir iki güne bizimkilerden üç beşini toplarız. Hafta içinde kurarız
derneği, sonra kolları sıvar faaliyete geçeriz.
Bu dediğin örgüt işine benziyor, sen de sakın girme, girsen de beni bulaştırma..
Yok yok, tamamen legal. Seni neden o saatte o dakikada aradığımı çıkaramadın mı sen
daha?
Yoo anlamadım walla. Gene neyle neyin alakasını kuruyorsun sen yahu? Derneğin adı 1:28
olmasın,?
Yok yok, derken güldü. Onu boş ver şimdilik, dedi.
Peki gayen ne senin?
Muhalafete aktif muhalefet, vatana millete hizmet. O kadar.
Bak, dernek işinde yokum ben, kesin kararımdır, yurdum insanının olduğu hiçbir yerde öyle
işlere girmem.
Olmaz olmaz, sana ihtiyacı var bu insanların.
Bırak tatavayı Abuzittin, kimsenin ne bana, ne sana ihtiyacı var. Herkes kendi göbeğini kendi
kesiyor. Yeni moda bu. Herkes kabuğunda. Bak, uykum var benim kardeş.
Biliyorum da insan bir sorar ne derneği diye..
Fark etmez. Lüzumsuz işler derneğidir herhalde..
Uykumu piç etme, laf kaynatma, bülbülleri sevip güllere şiir düzme veya eşşek şakası yapma
derneği, diyecektim, kırılır diye korktum, ama işe yaramadı.
Ben öyle işlerin adamıyım, öyle mi Hüsam, dedi. Kıytırık işlerin adamı dedin bana, hiç
acımadan, ayıp değil mi?
Kırılırdı böyle, her türden manyak şakayı kaldırır, el şakasında bile sınır tanımazdı, hiç
gereksiz bir yerde çıt diye kırılırdı.
Öyle demedim ben, dedim.
Dedin, dedin aynen öyle dedin.
Valla tam öyle demedim.
Öyle demedin ama öyle demek istedin.
Haydaaa, takalım zilleri, oynayalım çayda, diye karşılık verdim.
Çok da ayıp ettin, hakkaten çok ayıp ettin. Ben seni Başkan yaparız, diyorum. Sen bana ne
diyorsun?
Gönlünü almak için ne desem diye düşünüyorum ama beynimin yarısı uykuda, öbür yarısı
yetmedi.
Ben sana ne diyorum, sen bana ne diyorsun, dedi takılmış gibi.
Hafiften patladım.
Ne mi diyorum? Uykum var diyorum Abuzittin. Bak, duy beni kardeş. Kafam çalışmıyor,
sabah ola hayrola, diyelim; yarın konuşalım en iyisi..
Hiç merak etmiyor musun yani kuracağımız derneği?

İnsanı berbat derecede suçlu hissettiren ağlamaklı bir sesle sordu bunu. Ağır silahıdır. Ne
zaman kullansa, anında teslim alır beni.
Hangi derneği, demişim yine esnerken.
Hangi dernek mi? Birlikte kuracağımız dernek, dedim ya az önce. Başkanı olacağın dernek.
Ufff, demiş bulundum. Şimdi uyusam. Yarın öğlen konuşsak..
Olmaz, dedi. Konuşmasak ben uyuyamam bu gece.
İyi de, konuşursak da ben uyuyamam Abuzittin.
Gene o kırık tınıyı duydum sesinde.
İşkence eder gibi hem esrik, hem ezik.
Sen uyusan ben uyumasam.. Sence kardeşliğimize ayıp hatta ihanet olmaz mı?
İkimiz de uyumasak o daha ayıp yahu, diye geçirdim içimden. Ona söylemeye kıyamadım.
Yangına körükle gitmek olmazdı. Öbür türlüsü de ayıp, ama insanlar uyur yahu geceleri.
Bunu dememek için dudaklarımı ısırınca öfkem kabardı birden. Öfkemin öyle kötü bir huyu
var. Dudağımı birini kırmamak için ısırınca, birden büyüyor öfkem.
Abuzittin, diye bu kez yüksek perdeden öyle bir bağırmışım ki üst komşu bizim tavanı üç kez
tıklattı, iç odadan sesime annem çıktı geldi. Gözleri fırlamıştı. Hafiften sakince konuşmaya
başladım:
Allah rızası için Abuzittin, Ramazan ayı hürmetine olsun, ne diyeceksen de ve kapat şu
telefonu. Annem uyandı, üst komşu şimdi kapıyı çalar, babam da uyanırsa sabaha kadar
uyuyamaz. Bizi de uyutmaz. Lütfen, nolur..
Tamam, tamam. Söylüyorum hemen, ama sakın itiraz etme.
Etmem, söyle.
Çok iyi bir fikir, vallahi buna hayran kalacaksın.
Hele bir söyle de.
Söylüyorum. O parayı biz bulacağız.
Hangi para ya? Nerden çıktı bu?
Çok para Hüsam. 256 milyarın tam yarısı.. Merkezin parası. Tüyü bitmemiş çocuğun hakkı
var. Bulmamız lazım.
Hiçbir şey anlamadım dediklerinden. Merkez neredir, 256 milyar nedir, yarısı ne demek?
Bilmece gibisin, gecenin kör saatinde.
Nerdeyse yine bağıracağım.
Durumum hoşuna gitmiş gibi güldü. Eski bitirimlerden. Üç beş adamı dövmüşlüğü, birkaç
vurma kırma işine girmişliği var. Öldürme kastıyla yaralamadan içeride üç sene yatmışlığı da
cabası. Tövbekardır, çok da iyi insandır, yüz derece saf epeyce de dindardır. Kovitten beri bir
haller oldu. Ara bir içiyor. Memleket derdinden, deyip duruyormuş son aylarda.
Son sözlerini anlamadım, diye çok kızdı.
Anlamadıysan ya uykusuzluktan, ya dünyadan haberin yok da ondan, diye bir güzel çıkıştı
bana.
Belki ikisi birden kardeş, dedim. Uykum gelince dünya gözümde değil.

Bilirim, bilirim, dedi alaya alarak. Söyle bakalım şimdi, 256 milyarın yarısı kaç?
Yüz milyardan epeyce çoktur herhalde, dedim.
Afferin dedi. FennLisesi birincisine bak. Mühendis olmuş koskoca adama bak. Şantiye şefi
Hüsamettin Beye bak.
Bakmam yahu, hiçbirine bakamam Abuzittin, sen uykumun içine ettin. Yahu, uykum var
diyorum. Sen işin gırgırındasın.
Dıngıldamayı bırak da iyi dinle, o rakkamın yarısı tam 128 milyar dolar.
Eee, nolmuş yani?
Nolcak, biz o parayı bulacağız?
Alla alla, nolur dalga geçme benle? Benden bin lira bile çıkmaz. Milyardan, dolardan bana ne?
Cahil cahil konuşma Hüsam. Senden benden para isteyen yok. Kaybolan parayı bulacak
bizim dernek. Halkın parası ulan bu. Bulalım diyoruz.
Deli misin yahu, sen? Kasabın ciğerini götürmüş kediyi aradığımız gibi aranmaz o para.
Kediyi duyunca sesi değişti. Çocuk sevinci geldi ardından. Sesi değişti.
Bulduk ama kediyi, değil mi? Hem de yerken yakaladık mendeburu, caminin avlusunda,
Çınar ağacının altında.
Hatırlasana, diye devam etti keyfle. Aynı çınarın altında buz gibi gazoz ısmarlamıştı bize
Hamdi abi rahmetli.
Kediyi bulduk, gazozu içtik, tam yirmi beş seneden fazla oldu Abuzittin.
Oldu mu lan o kadar.
Oldu ya.
Olsun ve, dedi, olsun. Biz o zamanlar kediyi nasıl bulduysak, dolarları..
Kestim hemen sözünü.
Sapla samanı karıştırma kardeş. Kim kaybetmiş ki biz bulalım yahu o parayı?
Merkez kaybetmiş, herkes nerde 128 milyar diye soruyor, kimileri masada kimileri kasada
duruyor, diyor. Yandı uçtu kül oldu diyen de var. Laf eden çok, arayan yok. Bizim dernek
arasın, arayıp bulsun. Seni derneğe Başkan yapacaz.
Birden sabrım taştı, tepem attı.
Yıkıl git başımdan Abuzittin. Laftan anlamıyorsun sen.
O sanki duymamışti, kediyi ararken olduğu gibi tatlı tatlı anlatıyordu.
Binlerce kişi kaydolacak derneğe, elbirliği ederiz, her yerde hep birlikte ararız. Arayan bulur.
En azından izini buluruz, derken araya girdim.
Bırak yahu bunları, dedim ve çat diye kapadım telefonu.
Sabah mesajını gördüm.
Kasma boşuna. Merkezin parasını bulma derneği kuruyoruz, Başkan sen oluyorsun.
Dünyadaki bütün büyük bankalara mektup yazıyoruz, mail atıyoruz. Belediye haporlerinden,
minarelerden duyuru yapıyoruz, hutbelerde cemaatten gören olursa derneğe bildirsin diye
talepte bulunuyoruz.Biz buluruz. Burada bulamazsak bütün devlet başkanlarına yazıyoruz,
nerde bizim merkezin parası, 256 milyar doların yarısı diyoruz.Tamam kı? Ülkeyi bu dertten
kurtaran derneğin başkanı oluyorsun, hayırlı olsun, bu kıyağımı sakın unutma ama.

Okur okumaz yüksek sesle küfretmeye etmeye başlamıştım ki annem duymuş, koştu geldi.
Ağlamaklı halde, acıyarak bakmaya başladı bana.
Derdin ne oğlum, dedi. Ne istiyorlar bunlar senden?
256 milyar, dedim.
Delirmişim gibi baktı.
Yarısı 1.28 dedim.
Ne diyorsun yavrum sen?
Abuzittin 128 de aradı, dedim.
Dondu kaldı. Lahavle çekti. Dua okuyup yüzüme üfledi.. Ben de ona bön bön bakıyor
olmalıydım ki:
Ben sana limonlu bir çay getireyim yavrum. İyi gelir sana, deyip çıktı.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir