Haggadah ve Derviş Korkut Efendi: Moris Levi

1942 yılının başlarında Saraybosna Nazi işgal kuvvetleri başkomutanı General Johann
Fortner* şehrin müzesine geliverdi. Müzenin idarecileri bu habersiz ziyaretten şaşkına
dönmüşlerdi. Telaşla o yıllarda müzede çalışmakta olan ve 12 dil bilen kütüphaneci Derviş
(Efendi) Korkut’u tercümanlık yapması için çağırdılar.
Müzenin müdürü Jozo Petroviç, Derviş Korkut ile birlikte ziyaretçilerine müzeyi dolaştırmaya
başladılar. Karanlık bir maksatla geldikleri belliydi. Kısa bir süre dolaştıktan sonra Johann
Fortner sabırsızlanıp geliş amacını söyleyiverdi.
– Burada ortaçağdan kalma bir Haggadah varmış. Saraybosna Haggadah’sı diye anılırmış.
Onu almaya geldim.
Derviş Korkut daha müdürü bir şey söyleyemeden atıldı;
– Fakat nasıl olur general? Biraz evvel bir Alman subayı buraya geldi istedi ve tabi ki ona
verdik. Haggadah’yı götürdü.
– Adamlarımdan biri mi ? kim o ? İsmi neydi ? diye gürledi general.
Müze müdürü Petroviç kendisine tercüme edilen diyalogu duyunca dehşet içine girmişti.
Korkut bu soruya da tereddütsüz;
– Sayın general, bizim üstümüze vazife mi sormak ? Haddimize mi düşmüş ? Rica ederim.
dediğinde sessizce sustu.
Bu kendinden emin yanıt karşısında Johann Fortner homurdandı. Ayağını öfke ile yere vurdu
ve arkasını dönüp gitti. İşte o an Petroviç korku içerisinde Derviş Korkut’a döndü.
– Ne yapıyorsun sen? Anlarlarsa asarlar bizi.
– Haggadah’yı bütün kitaplar gibi herkesten önce korumak benim vazifem müdürüm.
Kütüphaneci benim ! diye cevapladı Korkut.
Derviş (Efendi) Korkut çok inançlı bir Müslümandı. Almanlar’ın Saraybosna’ya geldiklerinde
komşuları Yahudileri çoluk çocuk demeden toplama kamplarına götürdüklerini, sinagogdaki
kutsal Tevrat rulolarını yerlere attıklarını görmüş içi acımıştı. Petroviç ona;
– Kendi hayatını ve aileni tehlikeye atıyorsun Korkut, dediği zaman Derviş (Efendi) Korkut hiç
bir şey söylemedi. Adam bu şekilde, sorguya çekilir ise olanlardan haberi olmadığını
söyleyeceğini belirtmiş olmuştu. Korkut bunu anlamıştı.
Birlikte bodruma müzenin deposuna indiler. Petroviç Haggadah’yı kasadan çıkardı. Yıllarca
şarap ve yemek lekeleri ile lekelenmiş sayfalarına şöyle bir baktı ve Derviş Korkut’a verdi.
Korkut, kitabı gömleğinin içine koydu. Dikkatle ceketini kapadı. İki adam ceketin hiç pot yapmadığına emin oldular. Ve Derviş Korkut bugün değeri 1,2 milyar dolar olan kitabı evine
götürdü.
Derviş Korkut’un kendisinden çok genç bir karısı vardı. Servet Korkut o günü çok iyi
hatırlıyor.
– Kocam yatak odasında kitabı bana gösterdi. “Bak” dedi “Bu kitabı Almanlar bulur ise
hepimizi öldürürler” Birlikte hemen giyinip köyümüze gittik. Kız kardeşim hala köyde
yaşıyordu. Kitabı gösterdik. Hep birlikte komşu dağ köyündeki camiye imama gittik. Hoca hiç
sormadı / soruşturmadı bile. Derviş kitabı aldı camideki kütüphanede Kuranların arasına
gelişigüzel atılmış gibi koydu. Yıllarca kitap orada durdu. Almanlar savaşı kaybedip
Saraybosna’yı terk ettiklerinde. Eşimle yine camiye gittik. Parşömen üzerine elyazması
Haggadah’yı imamdan aldık ve birlikte müzeye getirdik verdik.
————-
Haggadah nedir ve neden bu kadar önemlidir?
Haggadah 2000 yıldır hamursuz bayramında sofrada Yahudi ailelerinin hep bir ağızdan
okudukları / yorumladıkları / konuştukları menkıbeye verilen isimdir. Gece ve öykü,
sofradaki en küçük çocuğun “Bu gecenin diğer gecelerden farkı nedir?” sorusu ile başlar ve
tercihen çocuklara, sofradaki semboller ve değişik yiyeceklerin manası /öyküsü anlatılarak
okunur. Sonuna doğru da “Her nesilde kişi kendisini Mısır’dan o çıkmış gibi göstermekle
yükümlüdür” denir. Bu şekilde Mısırdan özgür olarak Tanrının eliyle çıkarılan atalarımızın
yaşadıklarını içselleştirmemiz ve özgürlüğün değerini çocuklarımıza öğretmemiz istenir.
Bu bayramın her Yahudinin anılarında yeri olur. Günlerce hazırlanan o bayram gecesi
sofrası, sofranın düzeni, o sofrada yeri olanların oturdukları yerler, o geceye özgün yemekler
gibi. Haggadah’nın okunduğu masanın bir ruhu vardır, çocuklar orta doğuda bile masanın en
önemli kişileri olduklarını hissederler. Haggadahnın okunuşu, anlatılışı, sabırsızlıkla yemeğin
beklenişi, okunan makam, okuma sırasındaki düzen, söylenen o geceye özgü eski şarkılar,
her ailede anlatılan anılar, masada artık olmayanların anılması vsr vsr. O sofralarda
çocuklar sürekli anı biriktirir. Erkekler sıra ile menkıbeyi okurken kadınlar ıspanağın
pahallılığını balığın bereketsizliğini anlatırlar zamanla menkıbeyi okuyanların bir taraftan
sohbet edenlerin öte taraftan sesleri yükselir sonunda bir büyükbaba yan gözle bakınca
herkes susar ve menkıbeyi ilgi ile dinliyormuş gibi yapar vsr vsr…
Allahtan Haggadah 5-10 dakikada bir ilgiyi toplayacak bir hareket yaratır. Eller yıkanır, marul
çamur şeklinde tatlıya batırılır, arada “dayenu” (Bize yeterdi) şarkısı okunur vsr vsr. İlgiyi
öyküde ve ailenin birlikteliğinde toplamak sanki o gecenin esas amacıdır. Haggadah’da Ms
160 yıllarında yazdığı kabul edilen büyük bilge Judah Ha-Nasi sanki okuyan aile büyüğüne bir
kullanma kılavuzu vermiş. Haggadah’nın başında ” Bir sofrada dört tip çocuk olabilir,” diye
yazmış Judah Ha-Nasi, “Bilge çocuk, asi çocuk, saf çocuk ve soru sormasını dahi bilmeyen
çocuk. Pesah sederini bu dört çocukla da kutlayabilirsin ve her birine farklı davranmalısın”
Büyükbabam işte tam burayı okurken, bayram gecesi büyükannnemden laf işiteceğini bile
bile bıyık altından gülerek büyükanneme döner onun ailesine takılırdı.
– Ha bak Roza, Haggadah sanki senin aileni anlatıyor. Birinci çocuk o çok bilmiş ablan ….diye büyükannem öfke ile sözünü kesene kadar konuşur eşinin ailesini sayardı.
Haggadah’yı yazan bilge, büyük babamdan binlerce yıl önce her ailedeki dört çocuğu nasıl da
bilmişti, diye düşünür gülerdik.? Bilirdi çünkü bu dört tip her zaman her yerde vardır.
Yukarıdaki öykünün yaratılması için gereken dört karakter de orada var.
Bilge çocuk tabiki Derviş Korkut. Kendisini sorundan soyutlamaya çalışan ama bir şekilde
yardım edecek kadar inisiyatif kullanan “Asi çocuk” müze müdürü Petroviç. Servet Korkut
saf kendisine söyleneni yapan çocuk ve imam da “soru sormasını bilmeyen” çocuk. Nitekim
tarih imamın adını bile anmıyor. Ama Saraybosna Haggadah’sı bugün bu dört kişi sayesinde
varlığını sürdürüyor.
Doğuştan “bilge çocuk” yaşamın çok az bulunan bir nimetidir. Genelde çocuklar ya asi ya da
saftırlar. Aynı şekilde çocukların en istenmeyeni “Soru sormasını bilmeyen” çocuk da, ne
yazık ki her devirde çevrenin ve dayatmacı kültürün kötü bir armağanıdır. Bize düşen zor
çaba, bütün çocukları düşündürmek, masada tutabilmek ve kabil ise doğru soruları sorarak
içlerindeki bilgeliğe ulaşmalarını sağlamaktır. Haggadah bize bunu gösterir ve birlikteliğin
ruhunu verir.
Hangi inançtan olursa olsun, -doğru- soruyu kendi kendisine sormaktan üşenmeyen Bilge
Derviş (Efendi) Korkut’lar gibi insanlarla birlikte yaşamaya, çocuklarımıza onları Haggadah
ile birlikte anlatmaya her zaman ihtiyaç var. Dileriz ki o ve onun gibiler çoğalsın ve isimleri
daima hatırlansın.
——–
Not 1 Derviş Korkut müzede kütüphane görevlisi olmadan önce İstanbul’da ilahiyat ve
Paris’de Doğu dilleri okumuştu. Geleneklere ve inancına düşkün bir Müslümandı. Servet ve
Derviş Korkut savaş esnasında bir çok kişinin hayatını kurtardılar.
Not 2* General Johann Fortner 1947 yılında Belgrad’da yarattığı vahşetin bedelini asılarak
ödedi.
Not 3 1350 yılında İspanya’da Barselona’da ciltlendiği kabul edilen Saraybosna Haggadah’sı
1920 lerde yoksul düşen Koen ailesince satılmış ve elden ele dolaşarak müzeye gelmişti.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir