Hikaye Bu Ya
Bambistan’da bir ekonomi öğrencisi arkadaşlarına tweet atmış: Ülkede toplanan verginin yarısı faize gidiyor. Bu bizi batırır, devlet uyuyor mu?
Ertesi gün almış götürmüşler çocuğu, üç ay gözaltı, doksanıncı gün duruşma. Onu adalet sarayına götüren üç polisten en yufka yüreklisi, suçunu sormuş, davayı anlattırmış, babacan bir tavırla öğüt vermiş.
Belki haklısın abi demiş, çocuk. Ama ben kötü bir şey yapmadım ki. Herkesin bildiğini yazdım. Ülkem batmasın istedim. Uyarmak istedim. O kadar. Araçtaki polislerin üçü birden gülmüş. Sivil olan şöför mahallinden arkaya dönmüş ‘sen onu savcıya anlat,’ demiş. ‘Herkes biliyorsa, bir daha niye yazıyorsun canım kardeşim. İki sene yersin, temizinden iki sene.’ ‘Bak,’ diye devam etmiş onu korumayı görev bilen polis. ‘Suç olduğunu bilmiyordum. Zararını da bilmiyordum. Pişmanım, devletime dinime hükümetime bağlı, kendi halinde bir öğrenciyim. Hata yapmışım. Pişmanım. Bir daha yapmayacağım,’ de duruşmada. ‘Hasta annem var, çamaşıra gider, babam öldü, bir yatalak kardeşim var. Simit satıp onlara bakarım ben, deyiver, deyiver de kurtul.’ ‘Ama yalan söylemem ki ben, annem çamaşıra gitmiyor, babam kamyon şöförü. O çalışıyor. Benim kardeşim de yok.’ Polislerin üçü birden gülmüşler. ‘Vallahi pişman da değilim amca, ben yanlış bir şey yapmadım, lobi nedir bilmem,’ diye eklemiş kahkalar arasında. ‘Boşuna uğraşma abi,’ demiş öndeki sivil, ‘bu da malın teki. Çeneni yormana değmez.’ ‘Biraz laf anla oğlum’ diye celallenmiş polis. ‘Şu koca kafanı kullan. Bu hakim merhametli bir adamdır, zaten doksan gün yatmışsın. Usulünce konuşursan, bir yolunu bulur, belki hemen bugün evine yollar seni.’ Ön koltuktaki de lafa karışmış. ‘Kardeşim, doğru dersin ama adama yardımcı olması lazım. Böyle burnunun dikine giderse hakim napsın… O da kurtaramaz. Onun da amirleri var. Ben bu herifin yerinde olsam ağlar sızlar yalvarırım. Ama kafa yok bunda. Neymiş, yalan söylemezmiş! Aydan mi geldiniz yahu, neredesiniz. Burası Bambistan.’ Öğrencinin yanındaki polis ısrar etmiş. Öğrencide tık yok. Polis de bir lahavle çekmiş, iç cebinden çıkardığı gazeteyi okur gibi yapmış. Sonra da Bambistan sultanının faziletleri muhabbetine başlamışlar. Oğlanda gene ses yok.
…
Duruşma başlamış.
Savcı devlet erkanını, devletin manevi şahsiyetini aşağılayarak zayıflatmaktan, bir de faiz lobilerini devlete karşı kışkırtıp onları cesaretlendirmekten suçlamış onu. Beş yıl istemiş. Baronun avukatı söz almış, uzunca konuşmasını:
‘Sanık suçsuz, tahliyesini talep ediyorum,’ diyerek bitirmiş. Savcı avukata cevap vermiş. Avukat ona karşılık vermiş. Senin diyeceğin var mı oğlum, diye sormuş hakim sonunda. ‘Bana hapis cezası vermeyin,’ diye başlamış oğlan. ‘Ben gördüğümü bildiğimi söylemeden yazmadan yaşayamam. En iyisi idamıma karar verin.’ Herkes şaşkın birbirine bakmış salonda. Hakim dönmüş, kapıda duran nasihatçi polise söylenmiş. ‘Nedir bu hal Muhsin? Görevini gereğince yapmamışsın gene.’ ‘Elimizden geleni yaptık sayın hakimim, yalan söyleyemem,’ dedi. ‘Doğru mu oğlum?’ ‘Doğru efendim, yalan söyleyemem. Yalandansa ölsem daha iyi.’ ‘Allah akıl fikir versin, ne kadar doğrucu savur varsa neden beni bulur Allahım?’ diye mırıldanıp kararı yazdırmış hakim:
Sanığın duruşmadaki halinden tavrından, dosyada bulunan ifadesinden, ayrıca ölmek isteğini sık sık söylemesinden, yalanla gerçeği birbirine karıştıracak derecede algı bozulması yaşadığı gözlendi. Ceza ehliyetinin tesbiti için ruh ve sinir hastalıkları hastanesinden rapor istemesine, davanın tutuksuz devamına…


