İki Olay ve Çapalarımız :Moris Levi

Bugün aralarında 2000 yıl fark olan iki olayı yazacağım. Biri uzak doğudan, biri batıdan. Biri
sarayda biri sokakta geçiyor. Bakalım sonra birbirlerine bağlayabildiğimi düşünecek misiniz?

İmparator Wu bir gün saçma ve önemsiz bir olaydan ötürü öfke nöbetine tutulmuştu. Herkesi
toplayıp bağırıp çağırırken sesleri duyup endişe ile gelen süt annesi, ona sakin olmasını, yoksa
sağlığının bozulacağını yalvarırcasına söyleyiverdi. Askerlerin, bakanların ve hazır bulunanların
önünde küçük bir çocuk durumuna düştüğünü düşünen imparator bir kat daha hırslandı ve
tereddüt etmeden yaşlı kadının idamını emretti. Askerler hemen kadıncağızı tutukladılar ve dışarı
doğru yönelttiler. Sütanne hıçkırarak ağlamaya başladı. Orada bulunan herkes çok üzgündü ama
kimsenin de imparatoru uyaracak cesareti kalmamıştı.
İşte o an danışman Dongfan Shuo, iri vücudu ile öne çıktı, kaşlarını çattı ve davudi sesi ile sertçe
bağırdı;
“Haydi yürüsene yaşlı kadın…Ne öyle yalvaran gözlerle bakıyor ve ağlıyorsun? Görmüyor musun?
İmparatorumuz büyük devlet işleri ile uğraşıyor. Artık ona bebek iken geceler boyunca süt verip,
hasta olduğunda başında beklediğini anımsamayacak kadar büyüdü ve önemli sorumlulukları var.
Senin yaşaman veya ona duyduğun karşılıksız sevgi ve bağlılık gibi saçma sapan şeylerle meşgul
olamaz!”

Bu sözleri duyan İmparator birden yaptığı hatayı anladı ve askerleri durdurdu.

Paris Naziler tarafından işgal edilince küçük Daniel Kahneman, bütün diğer Yahudiler gibi
elbisesinin göğsüne sarı yıldız takmak zorunda kalmış. O yıllar ile ilgili çok kötü anıları var.
Babasının sürekli tutuklanmasını ve hapishanede hasta olup ölümünü, annesinin günler ve geceler
boyunca korku ve endişe ile ağlamasını, yoksulluklarını, Paris’ten maceralı kaçışlarını hiç
unutmamış. Kendisinde en çok iz bırakan öyküyü şöyle anlatıyor;
“1942 yılının başlarında 8 yaşında iken bir arkadaşımın evine oynamaya gitmiştim. O yıllarda
Yahudilerin saat 18 den sonra sokaklarda dolaşmaları yasaktı ve ben oyuna dalıp saati kaçırdığımı
farkettim. Üzerimdeki kazağı altı köşeli sarı yıldız görünmesin diye ters giyip eve koşmaya başladım.
Köşeyi koşarak döndüğümde annemin “uzak dur” dediği siyah üniformalı bir Alman SS subayına
çarparak durdum. Subay bana sarıldı, çömeldi ve beni tutarak dikkatle incelemeye başladı. Orada
kalbim fırlayacakmış gibi atıyor göğsümde sakladığım sarı yıldızı hissetmemesi için dua ediyordum.

Adam birden bana güldü başımı okşadı, elini cebine attı ve cüzdanından küçük bir erkek
çocuğun resmini çıkarıp gösterdi. Sonra da aynı cüzdandan para çıkardı verdi ve serbest bıraktı.
Anneme anlattığımda bütün gece bana sarılıp ağladığını hiç unutmadım”

Dongfang Shuo (MÖ160-MÖ91) Çin tarihinde yaşamış olan en ilginç kişilerden biridir. Ömrü
boyunca zekası, mizah gücü, bilgeliği ile imparatorun en yanında idi. Öte yandan da yüzsüzdü,
dalkavuktu, kibirliydi, kaba idi, tuhaf şakaları vardı. Nedense dehaların bir kısmı da böyle oluyor?
Shuo, yazmış olduğu eserleri, hakkındaki öyküleri ve özdeyişleri ile Çin’in erken tarihinde yeri olan
bir adamdır.
İkinci öykünün kahramanı da, meşhur “The Anchoring effect” (Tüketici davranışlarında çapa etkisi)
kuramı ile 2002 yılında Nobel ekonomi ödülünün sahibi olan Psikolog Daniel Kahneman’dır.
Kurama göre insan aklı bir değerlendirme yaparken daha önce duyduğu / öğrendiği / bildiği (Çoğu
defa ilgisiz ya da ölçüsüz olsa bile ) başka bir değeri referans alır. Şöyle bir örnek vereyim; küçük
kızınız, arkadaşının elinde bir oyuncak bebek gördü ve sizden aynısını almanızı istedi. Kızın babasına
fiyatını sordunuz size “300 TL’ye aldım” dedi ama bu fiyat size çok geldi. (ve aslında gerçekten çok)
Oyuncak dükkanına gittiniz girer girmez 270 TL ye bir oyuncak bebek gördünüz. Fazla düşünmeden
bebeği kasaya götürür satın alır, müsterih bir biçimde kazıklanırsınız çünkü kafanızda
oluşturduğunuz referansa (ekonomik değer çapasına) göre iyi bir alışveriş yapıyorsunuz…
Şimdi de gelelim bu iki öykü arasında ne bağlantı bulduğuma… Çünkü bu çapalar sadece ekonomi
ile ilgili davranışlarda değildir, her yerdedirler.
İlk öyküde imparator önce güçlü bir imparatorun heybetli ve buyurgan olması referansı (geleneksel
öğreti çapası) ile hareket etti ve sonra da Dongfang Dhuo ona, süt annesi ile ilgili anılarını (duygusal
çapalarını) hatırlattı. Dongfuang Shuo iyi bir dalkavuk gibi imparatoru kendi çapaları ile yönlendirdi.
Peki Psikolog Daniel Kahneman kendini anlattığı zaman neden önce yukarıdaki anısını anlatıyor
dersiniz?
Çünkü bilim adamının dağarcığındaki çapalar; yani sarı yıldız, annesinin korkuları ve mutsuzluğu,
geç kalma korkusu, siyah üniforma, şaşılacak biçimde başının okşanması, o denli yerleşmiş ki onun
hayata bakışını, kariyerini, kuramını oluşturmuşlar. İmparatoru bir imparator yapan, Kahneman’ı
psikolog olmaya yönelten sonra da bir psikolog olarak ekonomiye bakışını sağlayan çapalarıdır.
Bizler ve toplumlarımız, kendi yaşadıklarımızın, bizden öncekilerden gördüklerimizin, farkında
olmadan bize öğretilen değerlendirmelerin ve davranış biçimlerininin, inançların, duyguların,
duyduğumuz öykülerin, anıların, anlatıların çapalarına bağlıyız. Birey olarak istesek de istemesek de,
beğensek de beğenmesek de, ipimizi çok uzatabilsek bile o bizleri biz yapan çapalardan kopamayız.

Toplumların çapaları ile bağları ise rol modellerinin yaklaşımı ile orantılı.
Teknoloji ilerledikçe, iletişim olanakları sonsuzlaştıkça, bilgiye ulaşım kolaylaştıkça, globalleşme
bütün heybeti ile bastırınca eğitimli insana, süt annesinden ona geçen geleneksel referansları,
anlamsız, eksik, demode, vizyonsuz, işlevsiz, hatta ilkel ve hurafe gibi geliyor ve ne yazık ki kadim
öğretilerden uzaklaşma başlıyor. Oysa kimse farkında değil ki bugün beslendiğimiz kaynakların
temellerini süt annelerimizin referansları oluşturuyor, bugünkü dünyaya süt annelerimizin inançları,
öğretileri, davranış ve düşünme kalıpları penceresinden de bakabilirsek gelişmeleri daha iyi
kavrayabileceğiz çünkü istesek de istemesek de bireyler olarak öyle şekillendirildik. (Dikkat “de”
diyorum “Yalnız” o pencereden bakalım demiyorum)

Yıllardır aktarmaya çalıştığım masallar sadece çocuklar için değil. Benim gibi çok akıllı
olmayanların kafaları “The Anchoring effect” (Tüketici davranışlarında çapa etkisi) kuramı gibi
zor konuları eski masalları okuyarak anlayabiliyor 🙂

(Vayikra)

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir