Deprem ve Bilim: Hilmi Yavuz

İstanbul’un, 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinden sonra,yeniden ve büyük bir depremle
sarsılacağını, durmadan konuşarak bize hatırlatmayı iş edinen bilim adamlarından biri, geçenlerde,
bu depremde 100.000 kişinin öleceğini duyurdu. Bir felaket tellalı! İngilizler, ‘Doom Peddlar’ derler
bu gibilere;-‘Kıyamet İşportacısı’! Sonunda anlaşıldı ki, bu bay profesöre danışılmamış; yetkililer,
nedense kendisini arayıp düşüncelerinden yararlanmamışlar! O da,elbette, ‘ben neler biliyorum,
sürekli danıştığınız profesörlerin bilmedikleri şeyleri bir ben biliyorum!’ demeye getiriyor!
Deprem uzmanları, 17 Ağustos’a gelinceye kadar,kamuoyunun tanımadığı, dolayısıyla da
ilgilenmediği kimliklerdi. Sonra 17 Ağustos depremi oldu ve Türkiye üniversitelerinde ne kadar
deprembilimci ya da yerbilimci varsa, konuşmaya başladı. Elbette kamuoyunun aydınlatılması
sözkonusuydu ve 17 Ağustos’un dehşetini yaşayan ürkmüş İstanbullular , ‘fay hatları’yla, ‘richter
ölçekleri’yle, ‘ardçı şoklar’la ,teorik düzeyde böyle tanıştılar. Elbette, o büyük depremin, belki de
1509’un ‘Küçük Kıyamet’ini gölgede bırakacak o vahim sarsıntının İstanbul’u ne zaman vuracağı belli
değildi;- olamazdı da! Deprembilim, mesela Astronomi gibi, kestirim’e dayalı bir Bilim değildi çünkü:
Halley Kuyrukluyıldızının hangi yıl,ay,gün ve saatte İstanbul göklerinde görülebileceğini, dakikası
dakikasına kestirmek mümkündü, ama elbette depremin gününü ve saatini değil!
Doğa Bilimleri,genel olarak Açıklama’ya (‘Explanation’) ya da Kestirim’e (‘Prediction’) dayalıdırlar.
Mesela Fizik, açıklar;- bir başka deyişle, nedensellik ilişkisini koyar ortaya. (Bir olayı açıklamak, onun
nedenini göstermektir.) ; Astronomi ise, kestirimde bulunur.;- Halley Kuyrukluyıldızı örneğinde
olduğu gibi! Hilary Putnam, Sir Karl Popper’in ‘Tümevarım’ (‘Induction’) konusundaki görüşlerini
sorguladığı ‘The Corroboration of Theories’de, bilimsel problemler için bu iki şemanın geçerli
olduğunu bildirir bize:Açıklayıcı şema ve Kestirimci şema…
Bir defa daha belirteyim: Deprembilim, bu şemalardan ilkine, yani açıklayıcı şemaya girer.
Dolayısıyla, deprembilimcilerden, İstanbul’u olasılıkla,Richter ölçeğine göre 7 ve üstü şiddetinde
sarsacak olan depremin, hangi gün ve saatte olabileceği konusunda herhangi bir kestirimde
bulunmaları beklenemez. Dahası, hiçbir deprembilimcinin, sadece depremin ne zaman olacağına
değil, o depremde kaç kişinin ölebileceğine dair bir tahminde bulunması da beklenemez! Bu, onun
işi değildir. Uğraştığı bilim disiplini ile ilgili değildir bu konular;-hiç değildir! Deprembilimci, olsa
olsa,Marmara denizindeki fay kırılmalarının ne kertede şiddetli bir sarsıntıya yol açabileceklerine
ilişkin bir tahminde bulunabilir;- sadece bir tahmin,o kadar! Ama,elbette,tahmin (‘guessing’)
başkadır,kestirim (‘prediction’) başka… Kestirimde , bir kesinlik sözkonusudur;- Halley
Kuyrukluyıldızının görülmesinin, gün, saat,hatta dakikasını kestirmek gibi! Tahmin ise, kesin olan’ı
değil,yaklaşık olan’ı söyler…
O bay profesör, bir tahminde bulunuyor. İstanbul depreminde 100.000 kişi ölecekmiş! Bir kere daha
söyleyeyim: Bu tahmin, onun uzmanlık alanı olan Jeoloji ya da Deprembilim alanına ilişkin bir tahmin değildir;- böyle bir tahmini,yapsa yapsa,mesela, bir şehirci, bir şehir planlamacısı yapabilir,
belki bir nüfusbilimci! Ama bir jeologun böyle şeyler söylemeye ne hakkı vardır ne de yetkisi!
Kamuoyunu yanıltır, dahası ,yanıltmakla da kalmaz, ceza kanununun diliyle söylersek, ‘ammeyi telaş
ve heyecana sevk’ eder bu türden açıklamalar… Bilimsel olmayan bir tahmin, salt bir profesör
söyledi diye, bilimsel bir açıklama olarak kavranabilir. Ve elbette çok yanıltıcı ve elbette çok
sakıncalıdır…
Son yıllarda anlışanlı medyamız, birilerini, üzerlerine hiç de vazife olmayan konularda konuşturmayı
bir alışkanlık haline getirdi,diye sık sık yakınır olduk. Pekiyi de, konuşanın hiç mi kabahati yok?
Anadoluhisarı’ndaki villasını, deprem korkusuyla demir kafes içine aldığını kamuoyuna, adeta nispet
yaparcasına, duyurmakta bir sakınca görmeyen bu profesörümüzün, ‘100.000 kişi ölecek!’ diye
şeamet tellallığı yapmasının anlamı nedir? Bunu da herhalde,uzman birileri çıkıp söyleyecektir!..

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir