Alman filozof Schopenhauer, insan ilişkileri hakkındaki görüşlerini çok güzel bir metaforla,
kirpilerin hikayesi ile anlatır. Soğuk bir kış günü kirpiler ısınmak için bir araya toplanır. Ama
kısa bir süre sonra okları ile birbirlerini yaraladıklarını görüp ayrılmak zorunda kalırlar.
Isınma ihtiyaçları onları tekrar bir araya gelmeye zorlar fakat okları ile canları yanan kirpiler
yan yana duramaz, yeniden ayrılırlar. Ta ki dondurucu soğuktan dirençleri kırılana kadar..
Bu ayrılıp birleşme dansı, birbirlerine zarar vermeden yaklaşabilecekleri mesafeyi bulana
kadar devam eder. Biz insanlar da kirpilere benzeriz der Schopenhauer, sevgi ve yakınlık için
birbirimize sokuluruz, fakat bu buluşma can yakar, hemen ardından mahremiyetimize
döneriz. Ancak bu kez de soğuk gecede üşür, yalnız kalırız ve tekrar yakınlaşmak isteriz.
Hayatın tek düzeliğinden kaçıp insanların arasına sığınmak için birleşme ve insanların
dayanılmaz hatalarının verdiği acıdan kendimizi korumak için uzaklaşma ihtiyacı birbirini
takip eder. Kirpiler gibi, yara almadan bir arada kalmak için uygun olan mesafeyi
ayarlamamızı önerir ünlü filozof. Sadece kendi beden ısısını yani içsel gücünü koruyanların
diğerleri ile arasındaki güvenli mesafeyi bulabileceğini ve zehirli oklarla yaralanmaktan
kurtulabileceğini söyler. Yalıtılmış bir yaşam sürmeyi değil ama kendi sıcaklığımızı
yaratarak, kendi insanlığımızla, kendi varlığımızı onurlandırarak o kritik, sadece bize özel
alanı doldurmamızı, sınırlarımızı korumamızı öğütler. Bir kaçıp bir dönüşlerimizi
normalleştiriyor Schopenhauer.
Yazarı bilinmiyor, başlık benim.


