Erkek ve Sevgi

“Erkekler çocukluk döneminde gördükleri sevgi ve şefkatin büyüdükçe azaldığının farkına varır.
Kadınlar ise böyle bir sevgi kaybına uğramaz. Hal böyleyken erkek bir daha asla cömertçe
sevilmeyeceğini acı da olsa anlar. Erkek biraz sevgi elde etmek için çokça sevmek zorundadır.
Annesinin cömert sevgisini daima özler. Kız arkadaşında da bunu bulamaz, zaten kızlar da böyle bir
erkeği zayıf bulacağı için o sevgiyi vermekten kaçınır. Kırmızı hapın en acı yudumu bu olsa gerek.” —
Kırmızı Hapın 50 Tonu Ve Aşk Hiyerarşisi : Erkek doğasının aptallığı, kadının anaç içgüdülerinin
özüyle ilgili sadakatin, romantik aşk için de ulaşılır olduğuna dair inançtır. Erkek budala bir şekilde,
annesi kendisini nasıl sevdi ise idealleştirdiği kız arkadaşının da kendisini öyle seveceğine inanır.
Kadınların çocuklarını nasıl sevdiklerini gözlemleyerek kadınların büyük bir sevgi kapasitesine sahip
olduğunu çıkarır. Bu doğrudur, kadınların büyük bir sevgi kapasitesi vardır. Ama maalesef bu büyük
sevgi sadece çocuklarına reserve edilmiştir ve erkeklerinin ulaşımına açık değildir. Bu nedenle
erkeğin kadın aşkı konusundaki ideali gerçekçi değildir. Erkek arzuladığı sevginin özünde annelik ile
ilgili olduğunun ve kendisi için hissedilemeyeceğinin farkında değildir. Doğa burada erkeğin
psikolojisi üzerinde acımasız bir oyun oynar. Erkeğe çocukluğunda saf ve yüksek kaliteli bir sevgi
verir. Erkeğe, ilerde kadınlar için standart sandığı bir kadın aşkı şeması öğretir. Annesinin sevgisi ile,
koşulsuz sadakatın, soylu karakterin, nazikliğin, fedakarlığın ve güvenin kadın doğasının özü
olduğunu öğrenir. Bu nedenle çocukluktan erkekliğe adım atarken şu mantıksal çıkarımda bulunur:
eğer “iyi bir adam” olursa, aşık olduğu kadın tarafından annesinden öğrendiği şekilde sevilmeyi
bekleyebilir. Annesi de iyi niyetli ama oldukça yanlış bir şekilde bu oğlunun bu düşüncesini onaylar.
Oysa bu şeytani bir yalandır ama henüz kalbi kırılmamış erkek bunun farkında değildir. Erkek,
kadının sevgisinin değişmez olduğunu sanar. Onun çocuğu için olan sevgisinin, kendisi için olan
sevgisinden oldukça farklı olduğunu bilmez. Eğer erkek maskülin davranmayı bırakıp bu “benliğine”
geri dönerse, kadının arzusunu dolaysız bir şekilde uyandıran şeyi ortadan kaldırır ve bununla
beraber kadının arzusu da hızlıca sönmeye başlar. Bazı erkekler de bunu, kadının testini geçip erkek
arkadaş olduktan sonra, kadının ilişki içinde daha yumuşak, daha duyarlı ve daha eşitlikçi bir erkek
isteyeceğini düşünerek yaparlar. Böyle düşünmelerinin sebebi, kadının onları böyle bir erkek
olmaya zorlamalarıdır. Fakat eğer erkek, kadının zorlamalarına kanmadan Erkek Adam olmayı
sürdürürse, kadını memnun edecek iken, zorlamaları kabul ederse, kadın bunu boyun eğme olarak
algılayacak ve yaptığı seçimin doğruluğundan kuşku duyacaktır. Tekrar edeyim: ilişki içinde Erkek
Adam olmaya devam ederseniz, kadın ne kadar doğru bir tercih yaptığını düşünerek mutlu
olacaktır. Eğer salarsanız, kadın yanlış bir tercih yaptığını düşünerek pişman olacaktır. Yani erkek,
bu sevgi sadece çocuklara ayrılmış iken çocuk gibi sevilmeyi arzular. Kafasındaki aşk tipinin anne
sevgisi olmasına rağmen romantik sevgi olduğuna inanır. Bu tip bir erkek ikisi arasındaki ayrımı
yapacak tecrübeye sahip değildir. Ve onun için trajedi, kadınların erkekleri çocuklar gibi
sevemeyeceğini öğrenmektir. Annelik bağının doğasında olan koşulsuz sadakat, çiftleşmek için
biraraya gelen iki insanın arasındaki bağda yoktur. Çoğu erkek bunun farkında değildir. Bir kadın tarafından acımasızca ters köşeye yatırılana kadar saf ve erdemli bir aşk ile severler. Burada sorun
bu trajik anın olup olmayacağı değil, ne zaman olacağıdır.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir