ENDÜLÜSTEN RÖNESANSA
Doç. Dr. Şafak Nakajima İnsan beyni, duygu ve davranışların kökenini konu alan yazı dizisinin önceki
bölümlerinde, Antik Mısır ve Yunan uygarlıklarının yaklaşımlarından, Galen’in insan mizacını dört
elemente göre sınıflandırmasından söz ettim. Hristiyanlığın yayılmasıyla birlikte Batı’da akılcı
sorgulama geleneği kilise tarafından bastırılırken, Arapların; Yunanca, Süryanice, Farsça ve
Sanskritçe eserlerle tanışıp, kurdukları Beytü’l-Hikme adlı bilgelik evinde, farklı ırk ve dinlerden
gelen bilginlerle birlikte, sonraki çağları etkileyecek bilimsel eserlere imza attıklarını anlattım. En son
bölümdeyse, Moğol hükümdarı Hülagû’nun ordularının 1258 yılında Bağdat’ı işgali sırasında, Bilgelik
Evi’nin yakılıp yıkıldığını, Dicle’ye atılan kitapların mürekkebiyle, suların siyaha boyandığını yazdım.
Bu yıkım önemlidir! Ama yanı sıra, akılcı sorgulamanın ve farklı inançlara hoş görünün giderek terk
edilmesiyle, İslam coğrafyasında birkaç yüzyıl kuvvetle yanan bilimin ışığı zayıflamaya başlar.
Doğu’da güneş batarken, Batı’da Sicilya ve Endülüs’te kurulan medreseler aracılığıyla, o dönemin
birikimi Avrupa’ya aktarılır. Bu medreselerin ders programları, öğretim metotları ve mimarisi, Batı
üniversitelerinin kuruluşuna ilham verir. Özgür bir ortamda, Müslümanların, Yahudilerin ve
Hristiyanların inançlarını koruyarak yaptıkları işbirliği, önemli bilimsel gelişmelerin yolunu açar.
Dönemin isimleri arasında, akılcı düşüncenin öncüsü, tıp ve felsefe bilgini İbn Rüşd, mekanik
mühendisi El-Murâdî, ilk fıtık ameliyatını yapan cerrah Zehravî, Kristof Kolomb’a yol gösteren
haritayı çizen haritacı İdrîsî vardır. Bu âlimlerin, insan beyni ve aklın gizemine dair kayda değer bir
buluşları olmamakla birlikte, Rönesans döneminde bilimin hızla gelişimindeki rolleri çok önemlidir.
Rönesans sözcüğü, “Yeniden Doğuş” demektir. Rönesans anlatılırken, Doğu âlimlerinin etkisi sıklıkla
göz ardı edilir. Oysa bu âlimlerin eserleri, on ikinci yüzyıl boyunca Arapçadan Latinceye yoğun
olarak tercüme edilerek, Avrupa üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulur. Rönesans, on
dördüncü yüzyılda başlayıp yaklaşık üç asır devam eder. Hristiyanlık o dönemde hala günlük
yaşama hâkim olmakla birlikte, insanların ilgisi, ölümden sonrasına değil, yaşamın kendisine
dönmüştür artık. Bu da, doğanın sırlarını çözme ve yaşamı anlama merakı demektir. Matbaanın
bulunmasıyla felsefe, bilim ve sanata önem veren, insanlık sevgisini en yüce amaç kabul eden
hümanist düşünceler kolayca yayılır. Avrupalıların aracısız, doğrudan Tevrat ve İncil gibi kitapları
okumaya başlamaları, kilisenin uygulamalarına tepki göstermelerine yol açar. Dinde gerçekleşen
reformların etkisiyle, din adamları ve kilise, eski itibarını kaybeder. Katolik Kilisesi, kendisini
yenilemek zorunda kalır. Eğitimin düzenlenmesi kiliseden alınır ve laik bir eğitim sistemi kurulur.
Michelangelo, Raphael, ve Leonardo da Vinci gibi Rönesans devlerinin ortak noktası, her şeyi
doğaüstü güçlerle açıklamaya çalışan dinsel görüşün aksine, dünyayı objektif, elle tutulur biçimde
inceleyerek anlama çabalarıdır. Da Vinci, sanatçılığın yanı sıra, canlı yaşamına duyduğu büyük ilgi
nedeniyle, cesetleri ve hayvanları keser, biçer. Bu çalışmalarıyla, beden yapısına dair çok etkileyici
çizimlere imza atar. Çizimleri, modern tıp bulgularına çok yakındır. En çok ilgisini çeken, kalp,
akciğer ve beyindir. Beyni, yaşamın motoru olarak görür; ruh oradadır ve vücudu yönetir. Çevresel sinirleri çizer ve sinirlerle duyular arasındaki ilişkiyi fark eder. Beynin balmumu kalıplarını çıkarır. Bu
bulgularını bir kitapta yayınlamayı düşünür ama ortak yazar arkadaşının ölümü üzerine projesinden
vaz geçer. Bir başka önemli Rönesans figürü Vesalius, beynin karıncıklarını, beyinciği, beyin sapını
araştırır. Başkaları da var ama bu kadarla yetinelim bu yazıda! Tüm bu gelişmelere karşın, Rönesans
döneminde bile, beynin görevi tam olarak anlaşılmış değildir. Öyle olmasaydı, 16. Yüzyıl
İngiltere’sinde Shakespeare, aşkın tahtı, ihtirasın kaynağı ve cesaretin mabedi olarak karaciğeri
taçlandırır mıydı? Devam edecek… www.safaknakajima.com


