EYT sorunu on yıl sonra çözüldü, yaş engeli hiç kimse için konmamış. Yaklaşık iki veya iki buçuk milyon kişi daha eklenmiş emekli sayısına. Sayı on beş milyona çıkmış. Devlet KGF ile kolay ve elbette ucuza kredi sağlayacakmış firmalara, kıdem tazminatlarını ödesinler diye. Ayrıca sosyal güvenlik destek primlerinde teşvik verecekmiş, emekli olanlar çalışmaya daha kolayca devam etsinler diye. Kitlesel başvuru var. SGK tıkanmış. Borçlanma için esas alınacak asgari ücret tutarı artmadan işleme başlamak isteyenler SGK bürolarına akın etmiş, kapılara yığılmış durumda. Manzara halimizi anlatıyor zaten.
İşsiz gençleri unutun, ülkede yaşayan iki kişiden sadece birinin gelir getiren bir işte çalıştığını da unutun, sosyal güvenlik sisteminin bu dönemde iflasa sürüklendiğini ve her yıl artan ölçüde devlet desteği ile ayakta durduğunu biliyorsanız, bayram sevinci yaratan bu muhteşem habere üzülür, şaşarsınız.
Kafanız hemen karışmasın, saçmalığın katmerlisi geliyor:
Nebati Bey twit atmış. Övünmüş, vatandaşımıza EYT hakkını verirken hiçbir fedakarlıktan kaçınmadık, diyerek. Kimi feda ettiğinin farkında ise vallahi adam değilim. Bugünkü beyefendiye oy devşirmek için yarını sattığının farkına varmamışsa ‘o adam değil’ demem, ayıp olur, üstelik hakaret sanır, oysa ‘bakandır ama gören değildir,’ demekte tereddüt etmem. Bakışlarının ışıltısı zaten daha ilk günden beri gözünü kamaştırıyor beyimin. Zorlanıyor tabi.
Kılıçdaroğlu gençlere ötevesiz ya da düşük öteveli yani ikinci el fiyatına sıfır araba sözü verdi ya, hadi onu da yap diye twit atmış malum makama. İzleyenler kıs kıs gülüyordur, gülmelidir. Usta bir siyasetçi çıktı eski bürokrat, çelebi ve karınca ezmez bir adamdan, biz Gandi dedik, bak neler de başarıyor, diyerek. Çok bilinçli bildiğimiz güya örgütlü seçmen kitlesinde bir vatandaşsa elbette kendi eseriyle övünerek.
Aşağıdaki tivit bu yazının meramını daha iyi açıklıyor. Ve daha kapsamlı.
📌KYK borçlarını sildirdi,
📌Taşeronu kadroya geçirtti,
📌Ek göstergeyi verdirdi,
📌Emekliye bayram ikramiyesini sağladı,
📌TRT payını kaldırttı
📌Okulda ücretsiz yemek sorununu çözüldü
🔥Şimdi de EYT’liler hakkına kavuştu.
Teşekkürler Kılıçdaroğlu!
@kilicdarogluk
Akşener de bir twit atmış. Şöyle demiş:
İşte bize böyle gel sayın Erdoğan…
Siyasi rekabeti dedikoduyla değil, hizmetle yap da kazanan milletimiz olsun. Yapılan düzenleme EYT’li kardeşlerime hayırlı olsun. Sırada emekli maaşlarını asgari ücret düzeyine çıkarmak var.
Haydi bakalım, bizden önce yap da görelim
…
Bu gidişle üreterek değil, dağıtarak kalkınacağız biz, bedeli sanki kumla ödeniyor, bizde sahil çok nasılsa. Konu geniş ve derin, yerim de zamanımda dar. Biz devlet kesesinden ucuz araba vaadine biraz daha yakından bakalım.
Ülkenin nereden kazandığı hangi dövizle araba ithal edeceğini merak ediyor insan, yeterince et süt okul bulamayan, işsizi gani, sermayesi ve enerjisi yetersiz ve gırtlağına kadar borç içinde bir ülke gençliğinin ilk önceliği neden arabadır, onu aşikar vir sorudur diye burada sormayalım. Ama bütçeye kaynak bulmadan nasıl böyle mirasyedi türü cömertlikler yapacaksınız,sözünüzü önünüze koyduklarında ne diyeceksiniz diye sormak zorundayız.
Zaten tünel kadar açık hale gelmiş kamu bütçesinden cömertlik yapmanın, birilerinden almadan seçmene rüşvet diye dağıtmanın adı peşkeşçilik ama kibarcası popülizm. Geri kalmış ülkelerde demokrasinin en ciddi kusurudur, çünkü ülkenin kendini yok etmesine yol açar. Şekilde Yani bugün her baktığınız yerde görüldüğü gibi.
Devlet adamlığı ile alakası elbette yoktur.
Çünkü popülist gelecek seçimi düşünür. Devlet adamı ise gelecek nesilleri. Siyaset bugün alkış, oy ve iktidar ister. Devlet adamı ise onlardan önce gelecek kuşakları düşünür ve gelecekte hayırla anılmaktan başka beklentisi yoktur. Acı gerçek şu: Aç ve cahil toplumlarda politikacı çok, devlet adamı yok. Kitleler devlet adamlığına soyunmuş siyasetçileri kısa zamanda popülist politikacıya dönüştürürler. Tıpkı masum ve ahlaklı genci gözü dönmüş bir katile dönüştüren Beyoğlu’nun kirli arka sokakları gibi.
Kılıçdaroğlu çevresinden gelen telkinlerle kötüyü taklide mecbur olduğunu, halk nezdinde itibar görmek için kitlenin duymak istediğini söylemesi yani yeterince kötüleşmesi gerektiğini, değilse güçlükle seçileceğini, hatta siyasetten silineceğini söyleyenleri duymuş ve sonunda ister istemez kabul etmiş görünüyor. Böylece zoraki de olsa profesyonel politikacılığa tam tekmil ve her koldan sıvanmış durumda. Bu nedenle de oyları ve liderlik notu ne yazık ki yanlış bir nedenle yani popülist söylem ve eylemleri sayesinde hızla artıyor artık.
Oradan devlet adamlığına geçişi muhtemeldir ama altı parçalı bir yapıyla ve böyle bir seçmen kitlesiyle ne kadar mümkün müdür? Yakında kaygı ile bakıp göreceğiz. Yine de hem de seve seve ona oy vereceğim. Onun bilgili erdemli bir kişi olduğunu bilirim. Üstelik rakibine bakınca.. Kıyas etmeye gerek bile yok.
Bu arada, peşkeşçi vaadlerle seçmen kazanma çelişkisini içine sindirmek için dürüst ve duyarlı bir insan olarak Kılıçdaroğlu’nun çektiği acıyı tahmin edebilirim. Onu popülizm karşısında çaresiz bırakan, en kötüyü taklite zorlayan ülkenin seçmen kitlesine söylemek istediğim şu: Bizi buraya yani ülkeyi çökme noktasına on hatta on beş yıldır süren ağdalı ve hatta günahkar popülizmin ta kendisi getirdi. Aynı yöntemle kesinlikle çıkamayız buradan.
Emin olun ki bir yalan dolan haksızlık ve ölçüsüz israf türü olarak popülizm karanlık bir çıkmaz sokaktır, içinde debelendikçe derinleşen pis bir çukur, hatta bataklık. Karşılıksız verilen her şeyin bedeline gelecek nesiller katlanır, katlanmak zorundadır. Devlet versin diyerek avunduğumuz böylesi günahlarla gerçekte onları feda ettiğimizi bilelim.
Bilmek yeter mi? Yetmez elbette.
Yapabilmek gerek.

