Nitelikli Okurla Sabahın Keşfi

İyi yazar, kötü yazar gibi niteliksiz okur, nitelikli okurdan söz etmek mümkün müdür?

İyi okur nedir, kötüsünden nasıl ayırırsınız diyerek açılmış bir sohbette yorumları okudum az önce. İçerikli bir yorum dikkatimi çekti. Şöyle diyordu. Nitelikli okur nedir sorusu biraz zor ve geniş çerçeveli ancak nitelikli okur olmanın o kadar da kolay olmayacağını söyleyebilirim. İyi bir sanat eseri çok katmanlıdır ve nitelikli okur o katmanlarda derinlere inebilir. Niteliksiz demeyelim ama acemi okur, yüzeyde kalır. Yine de iyi bir sanat eserinden ilk katmanda dahi tat alınabilir. Gençlik yıllarımda okuduğum kitapları, özellikle beğendiklerimi, tekrar alıp okumayı arzu ediyorum. Çünkü her yıl insana bir şeyler katıyor ve ilk okumada pek anlamlı olmayan şeyler sonraki okumalarda çok şey ifade edebiliyor. Mesela Denemeler kitabı bende böyle olmuştu. Üniversite hazırlıkta hiç bir şey anlamadığım kitap 3 yıl sonra kapılarını bana açmış inanılmaz haz vermişti.

Arkadaşın bu satırlar da bana haz verdi.
Sosyal medya sohbetlerinde pek karşılaşılmayacak ölçüde berrak ve seviyeli, ben de karşılıkyazdım hemen: Özellikle edebi eserlerde üst metin ve alt metin kavramları var. İşte o katmanlar bunlar. Yüzeyden okuduğunuzda da anladığınızı sanırsınız, ama incelikli imaları,
yollamaları algılayıp söylenmemiş olanı kavradığınızda, yeni katmanları algılıyor ve yeni bir dünya çıkarıyorsunuz satırların arasında. Çok karşı oluyor bu dünya. Görünenle görünmeyen, yazarın yarattığı ve sizin yaratmanıza yol açtığı farklı dünyalar, değişik
katmanlar. iyi eserler o okuyucuyu ister. İdeal okur deniyor, sanırım. Bulunası zor olana ideal deriz biz, değil mi? O dünya ile yazıda hemen görünen arasında en az 77 kat var kimi zaman. İyi okuyucu soluğu, hayalgücü ve birikimi yettiğince gezinir o katlar arasında, acemisi ilk katta, çok acemisi kapıda kalır. Kapıda kalınca, ‘ giremedim kitabın içine’ diyen de vardır, ‘berbat bir şeydi,’ deyip kitabı yazarı suçlayan da. Kapıyı zorlayansa ustalığa adaydır, çünkü her okur okuyarak iyi okur olur.

İyi yazar, kötü yazar meselesine gelince.
Bunca yıl yazmaya verdiğim o kadar emekten sonra söyleyebileceğim kısa bir şey var: Bence iyi yazar eserinde üst metne yani hemen görünen olgulara odaklanmakla yetinir, üst metni algılaması için ne okuru, ne yazıyı, ne kendini zorlar. Bana öyle geliyor ki, iyi yazarın
yazdıklarında çok katmanlılık kurgulanmıyor, kendiliğinden oluyor. Sanırım çok yazıp yazdıklarımı az beğenmemin nedeni de bu, silgimin kalemimden önce tükenmesi de yazılarımı be özellikle romanlarımı bir türlü bitirememiş olmam da hep bundan. Yani mükemmel bir eser yaratmak çabasından.

Sabah sabah nitelikli okur derken, niteliksiz yazara çıktı yolumuz. Günün epeyce er bir saat için fena bir keşif sayılmaz. Değil mi?

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir