Siz başlığı ‘yoktan’ sözcüğü yerine koyacağınız daha kirli ve pis kokulu bir seçenekle düşünürken ben size Kafka’dan söz edeyim. Bilirsiniz, Kafka meşhur bir nobrandır, Kafkaesk kelimesi bile kabus çağrıştırır erbabına.
Bugün iç karartıcı bir lafına daha rastladım.
Şöyle buyurmuş:
Bir aptal tek tek aptal.
İki aptal iki aptal.
On binlerce aptal, siyasal parti.
Biraz sert söylemiş,haklılık payı ise az değil. Sormadan edemiyor insan. Memleketin tımarhaneye dönmesinin nedeni aptallık mı acep? Bu arada, onların değil, bizim mahallenin de aptallığı.
Bir durun da düşünün derim ben.
Ülkenin iq ortalaması 90’ın altındaymış.
Ortalamalar gerçeği tam göstermez. Hele konu toplumsal zeka ise.
Altmışlıkların yüz ellilikleri kolayca aptallaştırdığı iyi bilinen bir başka gerçekse üstelik.. Bu ortalama her alandaki vasatlığımızın temel sebebi olabilir.
Düşünmek gerek, diyorum ama altmışlıklar yetmişliklerin düşünme kapasiteleri yoktur, yani o derece akıldan yoksun olanlar zaten DÜŞÜNEMEZ. Onun altında olanları ise hemen bir yana koyalım. Doksanlıklar ve daha üsttekiler altmışlıkların sahiplendiği değişime direnen dünyanın kavramları ile şartlanmış ve düzenin bir bakıma paradigma mahpusu olduklarına göre ezberlerini bozacak kadar yaratıcı ve cesur olmazlar. Çıkarları da engeldir buna.
O zaman, aklın istisna aptallığın yaygın olmasına, hırsızın uğursuzun muzaffer komutan edasıyla her şeye egemen olarak meydan okumasına neden şaşmalı?
Sonuç: Kılavuzunuz halksa burnunuz yoktan kurtulmaz.
Tanığım Eflatun ve Sokrat. Veya ikisinden biri.
Bunları söyleyince, tedirgin oldum.
Çok seçkinci buldum kendimi birden.
Yoksa demokrat da mı değilim ben?
Aman Allahım.
Müslüman mahallesinde Adem cahildir demiş gibiyim.
Günaha girdim. Kendi dilimi keseceğim az kalsın.
İyi hoş da. Memleketi aptallar yönetiyor, demiyor muyuz biz?
….
Sözü bir bilgeye bırakalım:
“Bense ruhsal acıdan söz ediyorum! İnsanların yeteneklerinin, çalışmalarının, yaşamlarının boşa gittiğini görmelerinden. Akıllıların aptallara boyun eğmelerinden. Güçlülük ve cesaretin kıskançlık, güç hırsı ve değişme korkusu tarafından boğulduğunu görmelerinden. Değişme özgürlüktür, değişme yaşamdır. Ama artık hiç bir şey değişmiyor! Toplumumuz hasta. Biliyorsun. Sen de onun hastalığını yaşıyorsun.”
Ursula Le Guin / Mülksüzler
Burnumuz neden yoktan kurtulmuyor ki acep?

