https://www.facebook.com/100001062050160/posts/2930321080346598?sfns=mo
Gerçekten öyle mi?
Yüzlerce yıl önceki bir toplumun özlemiyle yaşayanların ve Orta Çağ papazlarının ağzına yakışan kadim ve adeta kutsal bir yakınmadır: Yeni nesilde ahlak kalmadı.
Her kuşak kendi çocuklarının istenildiği gibi eğitilmediğinden dem vurur. Yeni neslin ahlaksızlığının temelinde onların ahlaksız kadınlar tarafından emzirilmesini bulanlar da olur, ahlakın köküne kibrit suyu döken meretin kapitalizm, sosyalizm, para, kadın veya şarabın
veya bunlarla birlikte sigaranın olduğunu söyleyenler de çıkar; meselenin aslında okullardan, medreselerden, üniversitelerden doğduğunu savunanlara da rastlanır. Şeytan ise ezel ebed sorumludur ahlakın bozulmasından. Diyeceğim o ki, ahlak pek tanımlanmaz
ama her neslin kaygısı, kavgasıdır.
Her şey gibi ahlak da değişime tabidir oysa. Her kuşak, önceki kuşağın ahlakının da biçimlediği bir toplumsal paradigma içinde doğar ve onunla büyür. Ama sonunda ve kaçınılmaz olarak kendi kültürünü yaratır. Kültürün, paradigmanın da diyebilirsiniz, yeni kuşağa aktarılmasında ailenin rolü elbette çok büyüktür. Çocuğun sosyalleşme süreci ana kucağında, aile ocağında başlar çünkü. Sürekli değişimin gerçekliğine ve bilime ne denli yabancı kalmışsa, yeni kültürün oluşum sürecinde o denli etkisizleşir, hatta dışlanır aile.
Çocuk veya genç, aileden yeterince beslenemediğinde, dış dünyadan aldığı ile ailenin verdiklerini uyumlaştırmakta zorlanır; kimi durumlarda ailesi ve toplumu ile giderek yabancılaşır, yaşanan kuşak çatışması yabancılaşmanın arttığı ölçüde büyür.
Ahlaksızlık denen şey, aslında o yabancılaşmaya aile ve toplum tarafından konulmuş addır.
Kökeninde, çocuklarımızın bizim gibi olmasının normal, farklı düşünüp davranmasının ise epeyce anormal sayılması vardır.
Buradan çıkan sonuç şudur:
Değişen dünyanın verilerini öğrenip onunla beslenecek kadar şanslı ve akıllı çocuklar muhtemelen hep ‘ahlaksız’ olurlar. Çağlar boyunca da hep öyle olmuştur.
Kanıt mı istersiniz?
Aliye Şimşek’in bugün yazdıklarına bakın:
Sümer tabletlerinde “Bu gençlik nereye gidiyor” yazısını gördüğümden beri, gençleri sorgulamıyorum…
(Muazzez İlmiye ÇIĞ.)
✨ ✨ ✨ ✨ ✨ ✨ ✨ ✨
Bugünlerde gençler kontrolden çıkmış durumda. Kaba bir şekilde yemek yiyorlar.
Yetişkinlere karşı saygısızlar. Ebeveynlerine karşı çıkıyorlar ve öğretmenleri sinirlendiriyorlar.”
( Aristo MÖ 350 )
✨ ✨ ✨ ✨ ✨ ✨ ✨ ✨
Günümüzün çocukları lüksü seviyor, kötü davranışları var, otoriteye baş kaldırıyorlar, yaşlılara saygıları yok, çalışmak yerine lak lak etmeyi seviyorlar.
Çocuklar artık evlerinin hizmetçisi değil, tiranı… Anne babaları odaya girince ayağa kalkmıyorlar, onlara itiraz ediyorlar, destek olmak yerine laklak yapıyorlar, şapır şupur yiyorlar, bacak bacak üstüne atıyorlar, öğretmenlerine zulmediyorlar.”
( Sokrates MÖ 399 )
✨ ✨ ✨ ✨ ✨ ✨ ✨
Günümüzün gençleri öyle umursamaz ki ileride ülke yönetimini ele alacaklarını düşündükçe umutsuzluğa kapılıyorum. Bizlere, büyüklere karşı saygılı olmayı, ağırbaşlı davranmayı öğretmişlerdi. Şimdiki gençler kurallara boş veriyorlar. Çok duyarsızlar ve beklemesini bilmiyorlar.” ( Hesiod MÖ.800 )
Konuyu güncele bağlayalım.
Faiz dogmasına binlerce yıl sonra gölge düşürmek zorunda kalanlar da o fetvayı verdikleri anda sadece ahlaksız değil, aynı zamanda din dışı sayılmışlarsa…
Ahlak nedir?


