Göğün derinliğine bakanların her zaman başı belada olmuş gibi. Müneccimlerin, remilcilerin zaman zaman boğazlandığını bilirsiniz. Kötü haberler vermek de, gelecekle ilgili haberlerde yanılmak da her zaman ölüme değilse de çoğunlukla zulume yol açar. Bir konuya genelde geçerli çerçevenin ve inanışların dışından bakmak, tarih boyunca yargılamaların, prangaların, sürgünlerin, zindanların, kimi zaman da cellatlarla dar ağaçlarının kurbanı etmiştir düşünen insanı.
‘Güne egemen kabullere ve muktedire aldırmadan davranan, aykırı düşünen herkes bir biçimde bedel öder, bu yolda can veren az değildir. Ne var ki adlarını tarihe yazdırmış olanlar da esasında onlardır,’ derseniz.. Sonra da Batı’dan mesela Sokrat’ı, Aristo’yu, Bruno’yu, Galile’yi, bizim topraklardan örnek olsun diye Hallac-ı Mansur’u, Nesimi’yi sayarsanız.. Haklısınız.
Birbirlerinden binlerce mil ötede ve aynı çağda, aşağı yukarı aynı araçlarla gökbilimle uğraşan ve genelde dahi diye anılan iki sıra dışı
insanın hayatına bakınca yine aynı şeyi görürüz. Akıntıya karşı yüzmenin ağır yükünü çekerek yaşamışlardır. Bunlardan biri Tycho Brahe, İsveç ile Danimarka arasındaki zamanın kralı tarafından
kendisine bağışlanan bir adanın gözü pek adamı. Yıldızların ölçümleri ile adını bilim tarihine yazdırmış.
Takiyüddin ise bizim buralardan, önemli bir bilim adamı, en çok da Tophane Rasathanesi ile meşhur olmuş. 1526 yılında doğup 65 yaşında ölüyor, Brahe ondan tam yirmi yıl sonra doğuyor,
1601 yılında yani 55 yaşında ölüyor.
Bize pek kısa gelen ömürlerine ikisinin de sığdırdığı gökbilimle ilgili ışıltılı başarılar var. Takiyüddin ile ilgili kısa bir yazı onun çalışmalarını ve hayatını güzel özetliyor. http://www.tarihikadim.com/2018/02/25/takiyuddin/
Bir başka yazı ise müneccimliğin ve rasathanenin encamını ortaya koyuyor ki ikisi de mutlaka okunmalı.
http://www.ufukcankaya.com/takiyuddin-efendi/
Brahe’nin hayatı ve başarıları hakkında daha fazla bilgi buldum. Bunun bir nedeni, gökbilimle ilgili çalışmalarını rahatça yapmasını mümkün kılan olanaklara onun daha bolca ve daha uzun süre sahip olmasıdır. Araştırmaları için kralın ona bağışladığı Hven adasında donanımlı bir gözlemevi kurduğu ve oradaki gözlemleri sonunda 777 yıldızın yerlerini isabetle belirlediği anlaşılıyor. Bir başka neden, Brahe’nin hayat tarzının farklı ve kişiliğinin epeyce renkli olmasıdır. Mesela geyiği ile bira içmesi, düelloda burnunun bir kısmını kaybetmesi, kralın masasından idrar yapma ihtiyacı nedeniyle bile günlerce kalkmaması ve bir rivayete göre bu yüzden
çatlayarak ölmesi, bugüne kadar devam eden yoğun çabalara rağmen ölüm sebebine ilişkin esrar perdesinin halen kalkmaması ve kendisinin meşhur Kepler’in ustası olması. Onu daha belirgin
kılan başlıca etkenlerden.
Brahe’nin yaşamı ile ilgili bilgilendirici ve eğlendirici birkaç ilginç yazının bağlantısını vereyim:
http://sosyolojisi.com/tycho-brahe-kimdir-hayati/49723.html
https://onedio.com/haber/evcil-geyigi-fazla-biradan-kendisi-detuvaletini-tutmaktan-olen-unluastronom-tycho-brahe-663288
Onun Hven adasında kurduğu Uraniborg Gözlemevi ile
Takiyüddin’in Tophane Rasathanesi kıyaslandığında söylenmesi gereken ilk şey ikisinin de donanımın çok benzer olduğu. Ardından, bizim rasathanenin ömrünün pek de uzun olmadığını
eklemek gerekiyor. Sağlam rivayetlere göre, Kaptan-ı Derya Hasan Paşa tarafından denizden atılan toplarla yerle bir ediliyor. Akla ziyan sebeplerden en ilginç olanı, gökyüzü ile uğraşmanın uğursuzluk getirdiği iddiasıdır, bir başkası rasathanede yıldızlar yerine meleklerin bacaklarının gözlendiği yönündeki söylentilerdir. O yıllarda ülkede yaşanan depremin ve veba salgınının rasathane yüzünden çıktığı da iddia edilmiştir. Şu veya bu biçimde ve şu veya bu nedenle Tophane Rasathanesi yerle bir edildikten iki yıl kadar sonra Takiyüddin Efendi belki de kahrından ölür.
Garip bir biçimde, Brahe’nin idrarını saatlerce tuttuğu için değil, cıva ile zehirlenerek öldürüldüğü iddia edilmiştir, bir iddiaya göre üstelik katili Kepler’dir. Bu iki bilim insanının gökbilimin gelişmesine katkıları ve yaşadıkları bir filme konu olacak kadar zengin ve keyifli içerikler taşır.
Kuzeydeki ülke yönetimleri ile hurafelerin cirit attığı Osmanlı toplumu hakkında çarpıcı ip uçlarının yanı sıra önemli
çıkarımlar yapmaya olanak veren yığınla öyküleri var çünkü. Sonuç olarak, Osmanlı’nın ilk ve tek gözlemevi olan rasathaneden günümüze kalan pek bir şey yok. Brahe’nin adasındaki Uraniborg gözlemevi kalıntıları ise ziyaretçi çekecek kadar yerli yerinde duruyor. Onun kocaman bir heykeli de oraya yapılmış. Şu bağlantıdan fazlasını görebilirsiniz.
Kopenhag’da onun adını taşıyan modern bir uzay gözlemevi var. Ayrıca, bir de onun adı ile anılan bir yıldız. Bu listeye ondan daha büyük bir şöhret olmuş çırağı Kepler’i de eklemek uygun olur.
Brahe’ninki gibi Takiyettin efendi de hassas ölçümlerle buluşlar bırakmış. Ondan geriye kalan bir şey de bugünkü Dolmabahçe Saray’ının arazisi. Kendisine ait olan o muhteşem mülk kimsesiz olarak öldüğünden devlete kalmış. Sonra da üzerine saray inşa edilmiş. Araştırırken rastladığım bir blogdan yaptığım aşağıdaki alıntı ile fazlası ile geniş konuyu kapatayım şimdilik:
“Tophane sırtlarına padişah 3.Murat’ın emriyle kurulan bu rasathane 1580 yılında yine padişah fermanı ile denizden top ateşine tutularak yıkılmıştır. Bu yıkımla ilgili değişik rivayetler vardır fakat en muhtemel sebep Taküyiddinnin hocası Hoca Sadeddin ile devrin şeyhülislamı arasındaki siyasi ve dini rekabettir. Osmanlı’nın ilk ve tek bilimsel kurumu yaklaşık on yıllık hazin öyküsünü bu şekilde tamamlamış ve Osmanlı’nın bilimle imtihanı başlamadan bitmiştir. Çok parlak bir zeka olan ve optik konsundaki fikirleri çağının çok ilerisinde olan Taküyiddin tarafından başlatılabilecek bir Osmanlı Bilim çağı heder edilmiş ve top ateşiyle asıl yıkılan bilimsel düşüncenin rahmi olmuştur. Aynı dönemde Danimarka’da kurulan rasathane Avrupa’nın kaderini değiştirmiştir. Brahe koyu bir dindar olarak Copernik’in güneş merkezli modelini benimsemediğinden onun tezini çürütmek için Hven adasındaki bu rasathaneyi Danimarka kralının desteğiyle kurmuştur. Brahe teleskop kullanmadan çok önemli gözlemler yapmıştır ve yaptığı bu gözlemler astronomi açısından onu önemli kılmıştır.
Ama Brahe çok daha büyük bir iş yaptı. Yanına aldığı ve asistanlığını yapan birisi vardı ki bu kişi modern astronominin kuramlarını ortaya koymuş ve avrupanın ortaçağ karanlığından ve kilisenin prangasından kurtulmasını sağlamış ve Newton’a kadar uzanan modern bilimin kurucusu olmuştur.Bu kişi Johannes Kepler’dir. Maalesef Taküyiddin bir Kepler yetiştiremedi ve bunun
sonuçları ağır oldu.. Kırılma anı.” Alıntı için: https://macgiray.blogspot.com/2015/01/takiyuddinrasid-rasathanesive-tycho.html


