Özbalcı İle İlginç Bir Anı

Yılmaz üstatla kurulda çok sık görüşme şansı bulamadım. Giriş sınavımızda ve yeterlik sınavımızda komisyondaydı. Bu nedenle bizim dönemi tanırdı. Askerliğimi yaparken, sanırım 1980 yılının temmuz ayında, bir gün üstada Kadıköy vapurunda rastladım. Asteğmen üniformasıylaydım.
Havadan sudan konuşmaya başladık. Durup dururken sordu: -Geliyorsunuz, galiba… -Kim geliyor üstat? -Siz geliyorsunuz? -Üstat, ne diyorsunuz, anlamadım? -Askerler geliyorlar… Şaşkınlıkla durdum. -Nerden çıkarıyorsunuz üstat? -Farkında değil misin? Gümbür gümbür geliyorlar, o kadar belli ki… Bu konuşmamızdan 30-40 gün sonra 12 Eylül oldu. Ben Selimiyede Birinci Ordu karagahındayım. İhtilal oldu. Bu arada belirteyim. İhtilal döneminde ve sıkıyönetim altında askerlerin inceleme soruşturma talepleri karşısında yaşananlar Hesap uzmanlığı ve maliye müfettişliği açısından gerçekten parlak sayfalardır. Ayrıntılarını burada anlatmak doğru değil.
Yaşayanlar bilir. Askerde olanlarla birlikte, on kadar sivil uzman ve müfettiş kırk kadar başka kamu görevlisi 66. Tugay karargahında sendikaların yolsuzluklarını araştırmakla görevliydi. Ayrıntıya girmeyeceğim: Hesap uzmanları ve maliye müfettişleri, 12 Eylül döneminde bile hukuktan ve doğruluklarından taviz vermedi. Bunun tanığıyımdır, ben. Çok inanılmaz bir şeydir ve sonunda ikna ettik adamları. Bu değerlendirmeden sonra üstatla olan anıya döneyim. İhtilalden birkaç ay sonra gruba geldim. Yılmaz üstadın yanına gittim. Geleceklerini bildiniz, neler olacağını da bilirsiniz o zaman, dedim. ‘Bundan sonra ne olacak? ‘Hiçbir şey olmayacak’ diye yanıtlayınca gerçekten çok şaşırdım. Cesaretle söylemek lazım: 12 Eylül, kim ne derse desin, o gün, bizim için umuttu. Hiçbir şey değişmeyecek deyince, üstada yakıştıramadım. Üstadın söylediğini hiç unutamam. ‘Nuri, nüfusumuz 40-50 milyon neyse, buradan gönderip, Rusya’dan Amerika’dan insan mı getireceksin?
Aynı insanlar.’ dedi. Üstadın Bilge bir insan olduğunu o gün daha yalından gördüm. Toplumsal değişmenin insan temelini, her sistemin insan kaynağının kalitesiyle oluştuğunu biraz daha iyi anlamam için bu konuşmanın üzerinden otuz yıl daha geçmesi gerekti.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir