Kırkayak Seksek Oynar mı?

Uzunca bir yazısını okumuş, can dostu telefonda tatlı tatlı çıkışıyor adama.
‘Yazı çok güzel, güzel ama.. Satırlarının arasından yerli yersiz başını uzatıp okuyucuya yol yordam öğreten şu çok bilmiş öğretmen olmasa.”Öyle müdahaleci biri var içimde, haklısın diye yanıtlıyor.
Yılardır bastırıyorum ama susturmayı ancak bu kadar becerdim.
‘Doğallığına kavuşsan çok iyi olacak, kendini rahat bıraksan.’
Tamam da, o kadar yılın alışkanlığı var. O kadar yıl öğrenilmiş yaşanmış. Beni ben yapan şeylerden biri o adam. Aşmaya çok çalıştım, geldiğim yol ancak bu kadar..
“Kalemini akışa bırak, okuyucuyu unut. Her fırsatta doğrudan veya dolaylı bir şeyler ima etmekten vaz geç. Çok güzel şeyler çıkacak.”
O kadar yıl öğretmenlikten hocalıktan sonra nasıl yok eder ki insan özüne sinmiş yönlendirme telaşını, öğretme heyecanını..
“Zordur, doğru. İstersen başarırsın yine de,”diye yanıtladı dostu.
Ne kadar istediğine bağlı bence. Ama önemli bir sorun var. Yazarken satırlara karışan o adamı uzaklaştırmaya çalıştıkça bir şey yazamaz hale de gelebilirim.
“Nasıl yani?”
Yazıya akan bir damarlardan birini tıka, diyorsun. Bu tedirgin etmez mi insanı, o akışın doğallığını bozmaz mı?
“Tam tersine çok daha doğal yapar, diyorum ben.
Yani.. Sen kırkayaktan seksek oynamasını istiyorsun aslında. Oynayamaz. O kuş değil, insan değil.
Kırk ayağından otuz dokuzunu kaldıramaz zaten. Kaldırsa da oynayamaz. “
‘Anlayamadım?’
O kadar çok ayakla yürümeyi nasıl becerdiği sorulunca, tarif edeyim derken birbirine dolanmış ayakları hayvanın, adım bile atamaz olmuş. Ben de satırlardan o bilmişi nasıl uzakta tutayım diye düşünürken, yazamaz hale gelebilirim.
“Olur mu olur valla,” dedi dostu önce gülüp sonra duraklayarak. Elledi biraz düşündükten sonra.”
Sen kırkayak seksek oynayamaz diyorsun yani.”
Oynasa da seksek olmaz, başı kesilmiş tavuğun çırpınmasana benzer. Tuhaf bir şey olur, diyorum.
Haksız mıyım?
“Belki de haklısın. Başı kesilmiş tavuğu yabana atma ama. Az şey değil. Çırpınışın faziletine o kadar şehla bakmamak lazım, diyeceğim ama. Tavuğun başını kesmek ne kadar doğal, ondan pek emin değilim. Kalsın şimdilik o zaman.”
Bence de kalsın.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir