Buğulu bir sabah serinliğinde yeni filizlenmiş bir çınar yaprağına düşen bir çiğ tanesi düşünün. Ancak güneş çıkana kadar sürer birliktelikleri. Güneş ışığı yaprağa ulaşınca, ne oldu demeye nkalmadan çiğ tanesi su damlasına dönüp buharlaşır, yaprak onun serinliğinin özlemiyle kalır. Zaman öylesine dardır ki, buluşmalarının hazzını ancak birbirlerinden ayrıldıklarında fark ederler.
Öylesi dar zamanlarda paylaşılan haz ve lezzet dolu buluşmalar, bir anlığına sürmüş olsalar da, bazan bir ömür anımsanır ve her hatırlandığında bir başka tatla yeniden yaşanır.
Ömür yaşanan anlar toplamı..
Dar zamanlara sığmamış, bir kelebek ömründen bile daha uzun yaşanmamış ve çoğu kez sadece bir anlık sevda kıpırtılarının bir ömür boyu hayallerde her defasında değişik tatlarla, özlemlerle kendine yer etmesidir sevda ile yaşamak.. Binbir çeşit buğulu mercek altında devasa boyutlara ulaşacak kadar büyüyen o kıpırtılardan sonsuz bir renk cümbüşü içinde hazlardan hazlara devinen sonsuz alemler yaratmak. Dar zaman hallerini sonsuza dönüştüren hayal gücü öylesine tılsımlı bir güçtür ki erbabının dünyasında kısır ömre debdebeli bir hayat biçer. Başında kavak yelleri esintisinin eksik olmadığı evvel baharda çocukluktan gençliğe ilk adımını attığı o esrik günlerde aşkın dar zaman halini yaşadığı zamanları kimi zaman pek fark edemez insan. Mahallede okulda belki sokakta belki de Anadolu’nun kuytu bir istasyonundaki kara tren penceresinden boş boş bakan o doğal yüzde yüreğini hoplatan o adını koyamadığını çekimi hissettiğinde, o yabancı duyguyu elbette ilkin tanıyamazsın. Yaşayacağın aşkın dar zaman halidir.


