Ne Bilsin

NE BİLSİN!
Sevgili Hilmi Yavuz için
Sözün bittiği o kuytu gezegende
Özgürlük yalımlı bir şelaledir
Yazın temmuzunda donar ormanda
Yayılır buz üstünde inceden bir damla su
Yayılır dalga dalga yani zamanlara doğru
Akıl üşümekten sükuta sığınır
Bir rana beldedir insanın hası:
Hadsiz sınırsız mal delisi
İnancın vicdansızı, düzenbazın armalısı
Bir kara güneştir hiç batmaz doğması melalden bir afeti devran
Doğuşu kadim çağlardan yalan dolan
Üstadın kalemini kırdı o sabah bir kılıç darbesi
Akşama dönünce gün, gülleri boğdu hüzün
Alimden ilimden habersiz ne bilsin
Oysa hep gonca yordamınca yaşadı şair, tefekkürle
Binlerce dize, yüzlerce yazı, onlarca kitap şahittir
Özüne yaban, okuyana düşman cahilin gafili ne bilsin
Işığa yele, güle güzele şarkılar söyledi
Bedeni ötesi gür sevdalar üzre dualar etti
Yaradandan rıza dilenen hüdai nabit ne bilsin
Bir kekre kahır doğurur şimdi o bilge devi
Kopyala yapıştırdan öte edep usul bilmeyen
Ümminin, sefilin kendisi selfisi ne bilsin
Türküler pes perdeden, şarkılar tek ses, makam tek bir
Ufuk desen yatırda yasin kıraatına maruz bir kabir
Karga leşleri ile leş kargalarının canhıraş dalaşı
Ceylan bakışlı düşkün dilberlerin şaşı telaşı
Ve baykuş sürülerinin çığlıkları doldurur sokakları

Dünle yarının kavgasından gün gider
İhanetle hıyanete bulanır her cinayet
Sureta uyanışların cümlesi haraminin tilki uykusu
Muktedire tapınmaksa son kertede kutsal ibadet
Ki ödülü yağında kavrulan cehennem ve hurili cennet
Ne kara güneş aydınlandı, ne sabaha döndü o gün
Ay doğmadan üstadın kalemini kırdı zulüm
Mağdurun hak gücünden habersiz ne bilsin.
28 Temmuz 2016
28 Temmuz 2018

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir