Bütçenin Kara Delikleri 1

Bütçe açığına yol açan önemli alanlara 1980’li yılllarda yerleşen bir deyişle kara delik diyoruz. Çünkü bir kara delik gibi kaynakları yutuyor. Siyaset kurumu, sağlıklı bir gelecek için ekonomiyi rayına oturtmak zorundadır, bunun için kamu ekonomisinin tüm unsurları ile birlikte sağlıklı bir yapıya kavuşturmak gerekiyor. Bunun ertelenmesi çözümünü gelecekte daha çok güçleştirecektir. Kamu kaynaklarında büyük israfları durdurup kayıpları önleyerek bütçe açıklarını en aza indirmeden, yani kamu ekonomisinde etkinliği, verimliliği ve dengeyi sağlamadan ülke ekonomisinde sürdürülebilir büyümeyi sağlamak olanaksızdır. Kara deliklerden biri ve belki en önemlisi, sosyal güvenlik açıklarıdır. Sosyal güvenlik sisteminin açıklarını kapatmak üzere bütçeden her yıl hazinen yardımı adı altında transfer ödemeleri yapılmaktadır. Son on altı yılda yapılan transferler toplamının ülkemizin 440 milyar dolar civarında olan dış borç seviyesine ulaştığı ileri sürülmektedir. https://www.yenicaggazetesi.com.tr/sgkya-aktarilan-miktar-turkiyenin-dis-borcu-kadar245141h.htm Sosyal güvenlik sistemi, ülkemizde işçi ve işverenin katkılarına dayanır. Ödenen ücretler üzerinden her iki taraf da sosyal güvenlik kurumuna brüt ücretin üçte biri civarında prim öder. Sosyal güvenlik kurumunun görevi, emeklilik, hastalık başta olmak üzere katılımcılara kapsamlı sosyal güvenlik sağlamaktır. Ancak sürekli Şafak artan bir şekilde açık verir, açıklarının devlet tarafından kapatılması ise yasa gereğidir. Sorunu çarpıcı bir şekilde belirleyen şu alıntıya bakınız. (Ahmet Aslan, Dünya Gazetesi 2018)
‘Hazine yardımları kalemi içinde en büyük pay SGK’ya yapılan finansman açığına ilişkin 76 milyar TL tutarındaki transferdir. Söz konusu rakama SGK’ya yapılan 57 milyar TL tutarındaki görev zararı ödemesi dahil değildir. Bu iki rakam toplandığında SGK İşveren (Devlet) payı olarak SGK’ya yapılan aktarma dışında 2017 yılında Hazineden SGK’ya yapılan karşılıksız para transferi 133 milyar TL’yi bulmaktadır. Bu durum kurumsal ve yapısal anlamda sosyal güvenlik reformunun ne kadar gerekli olduğunu açıkça göstermektedir.’
Devletin emeklilik sistemini desteklemesi sosyal devletin gereklerindendir. Bunu yadsımak elbette mümkün değil. Ne varki açıklar gayri safi milli hasılanın oranı olarak ‘…. 1998 yılında %2,79’a, 1999’da %3,76’ya, 2000’de %2,57’ye, 2001’de %3,08’e ve 2002 yılında ise %3,40’a ulaşmıştır. SGK’nın 2015 yılındaki zararı ise 11 milyar 444 milyon lira olarak gerçekleşerek %4 oranına ulaşmıştır. Ancak, açıkların GSYİH’ ya oranının 2020 yılında %4,3’e ve 2050 yılında %10,1’e çıkacağı öngörülmektedir. (SGK raporlarından derlenmiştir)’’ https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/328028

Böyle bir acil konuda ise siyaset kurumu çözüm geliştirmemektedir.
Açıklar hızla büyürken, emekçi kesim emekliye verilen hakların yetersizliğinden haklı olarak şikayetçidir, işverenler ise emeklilik için ödenen primlerin yüksek olduğunu ve devletin iş hayatını ağır istihdam vergisine tabi tuttuğunu ileri sürmektedir ki bu tez yabana atılamaz. Öte yandan, sistemin, gelirlerinin giderlerini karşılama oranı giderek düşmektedir. Zaten açık veren ve borçla dönen bir kamu bütçesinin sosyal güvenlik açıkları ile baş etmesi giderek daha maliyetli olmaktadır. Başlı başına bir kara delik olan ve ayrı bir başlık altında konuşulması gereken görev zararı, devlet yardımı veya kamu desteği kapsamı içerisinde düşünülemez. Çünkü, bir kamu kurumuna kendi misyonu dışında devletçe verilmiş görev nedeniyle kurumun katlanmak zorunda olduğu zararın giderilmesi için ödenir. Öte yandan, devletin işveren sıfatı ile her memuru için yasa gereğince ödediği sigorta primleri de destek veya yardım kapsamında elbette düşünülemez. Sosyal güvenlik sistemine devletçe verilen destek tutarı, yazarın verdiği bilgilere göre 2017 yılında 76 milyar liraya ulaşmıştır. Bu tutar merkezi yönetim bütçesinin yüzde onu civarındadır. Tüm kurumlar vergisi tahsilatı da yaklaşık o kadardır. Öte yandan başka bir kaynakta, açık turları çok daha düşük olarak belirtilmiştir. https://www.birgun.net/haber/10-soruda-sosyal-guvenlik-sisteminin-gelir-giderdengesini-kim-bozdu-251039 Sosyal güvenlik kurumu hesaplarını güvenilirliği de tartışma konusudur. EYH gibi gerçekten ağır bir soruna rağmen, sistem, bu kara delikle ilgili önlem geliştirememekte, hatta görmezden gelmektedir.

Xx
Sosyal güvenlik sistemi neden açık veriyor?
Sağlığına kavuşması için neden hiçbir proje, plan, program yoktur, herhangi bir düzeyde tartışma yoktur?
Bu yapının ekonomiye ve çalışma hayatına etkileri nelerdir?
……
……
Xxx
Sosyal güvenlik sistemi işgücü piyasasını etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Öte yandan, işgücü her ekonominin en temel iki üretim faktöründen biridir. Konu sadece kamu finansman dengesi açısından değil kuşaklar arası ve sınıflar arası adalet yönüden de önem taşır. Konuyu incelemek isteyenler işe şu iki yazı ile başlayabilir:

https://www.dunya.com/kose-yazisi/sosyal-guvenlik-aciklari-nereye-kosuyor/1260

SOSYAL GÜVENLİK AÇIKLARINDA SON DURUM

Bu ve benzeri sorularla başlayan bir araştırma sanırım vergi sisteminin sağlıksız olmasına yol açan nedenlerin bu alanda da gayet doğal olarak geçerli olduğu sonucuna ulaşır.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir